Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Büyüyünce Ne Olacaksın?

Çocukluk... O bayramların en güzel geçtiği, şekerlerin toplandığı, mendillerin verildiği, hatta bayramlıkların bir hafta, bir gün öncesinden alındığı ve o kıyafetleri bir an önce giyebilmenin neşesi içinde uyanılan sabahların yaşandığı yıllar...  Bu bayram ziyaretlerinde özellikle bir kenarda diğer çocuklarla oynayan bize, bir an için dönülüp sorulan klasik sorular. Büyüyünce ne olacaksın Ayşe, Veli, Naime, vs..? İsmimizin ne olduğunu farketmeden her çocuğun bolca karşılaştığı bir soru cümlesi bizi bulur. O an eğer çevrenizde dikkatinizi çeken birileri varsa ve o birilerinin ilgilendiği uğraş, sizin ilgi alanınıza giriyorsa  ve ben de büyüyünce onun gibi piyano çalacağım; film çekeceğim ya da doktor olacağım diye düşünüyorsanız; işte o sorulan sorulara verilecek cevap, bu dikkatinizi çekenlerden biri olacaktır elbette ki .  Bir insan düşünün şimdi. Çello çalan bir yaşlı müzisyen. Yılların yaşanmışlığı yüzüne gölge gibi düşmüş. Belki de o da seneler önceki çocukluğunda,...

Fırtına Öncesi Sessizlik

Zamansız gelir her şey. Mutluluk yaşamın belki de en değerli ve tek değerli varlığıdır. Dokunmak ister minik yaralarına. Onları iyileştirmek; onlara yeniden hayat vermek ister. Mutluluk, gözlerimizin içinin parlayan yıldızlarıdır. O yıldızlar vardır ki hep bize ilham vermek için etrafımızda dolanırlar. Tabi görmek istersen eğer... İnsanlar güler. Hep gülmeyi arzu eder. Arzulamak gülümsemeyi, ne kadar farklı ve de anlamlı kılar öyle değil mi? Peki neden? Eğer herkes aynı anda güldüğünde bir ortam içinde neden bir ürperti sarar tüm bedeni? Neden bedenler bir anda üşümeye başlar; gülümsemenin sıcaklığındayken? Çünkü herkes aynı anda gülüyorsa eşit ölçüde, bunun arkasından büyük bir trajedi gelecektir diye düşünülür. Çünkü bu gülümseme aslında geçici bir büyük mutluluk anıdır. Esip gürleyecek olan fırtınanın sanki sessiz habercisi gibidir. Sanki büyük trajedi öncesi bir küçük moral ışığıdır; o gülümsemeler. Siz hiç herkes aynı anda güldüğünde korkmamış mısınızdır? Ben korktum... Çok ke...

Bir İlişkide Yaş Ne Kadar Önemlidir?

Zaman değişti artık. Kadınlar kendilerinden yaşça büyük beyler yerine birkaç yaş kendisinden küçük birileriyle de beraber olabiliyor. Hatta evliliğe kadar uzanan bir yolculuğa çıkabiliyorlar. Bunun en iyi ve en güzel örneklerinden bir tanesi de Pınar Altuğ-Yağmur Atacan çifti... Bana sorarsanız, aşk sınırı olmayan bir duygudur. Kime ve nasıl, ne şekilde aşık olacağınızı bilemezsiniz. Kaldı ki aşık olduğunuz kişi sizden sadece 2-3 yaş küçük olabileceği gibi 8-9 hatta 10 yaş da küçük olabilir. Ama tabi burada önemli olan karşı tarafın sizin kriterlerinize diğer açılardan uyup uymadığıdır. Mesela siz çalışıyor olup, o hala öğrenciyse kendi ayaklarının üzerinde değil de ailesinden aldığı destekle ayakta duruyorsa bu ilişki olmaz. Ya da o hala çocukca bir mantık penceresinden bakıyorsa olaylara, olgunlaşamamışsa, bu da olmaz. Ancak ikiniz birlikteyken konuşmalarınız düzeyliyse, birbirinizi anlayarak ve yetişkin bireyler gibi olaylara bakıp, birbirinizle tartışıyorsanız, ve konuşuyorsanız ...

Kadınları Anlamak - 2

27 Ekim'de ilk Kadınları Anlamak-1 makalemi yazmıştım sizlere. Şimdi de ikinci etaba geçiyoruz yani Kadınları Anlamak-2 ' ye. Daha önceki yazımda, özellikle karşı tarafın penceresinden bakamadığımızı ve birbirimizle aramızdaki  iletişimde empati kurmakta tembellik ettiğimizden bahsetmiştim. Şimdi ise biraz daha derine inelim istiyorum. Anlamak için taraflardan biri ısrarcı davranırken, diğerinin vurdumduymaz hallerinin çıkmazlığı içerisinde anlaşabilme çabaları ve ilişkinin devamını sürdürebilme hallerine bakalım isterseniz biraz da.  Erkek, morali bozuk olduğunda, agresif davranışlar sergilemeye başladığında ya da sessizliğin içine büründüğünde ve hiç ağzını bile açmadığında hemen biz bayanlar olarak üstüne düşeriz. Aslında amaç burada çözüm üretebilmek, derdine derman olabilmek. Ama ne var  ki bizim bu tip davranışlarımız anlayışla karşılanmaz. Daha doğrusu beyler bizim aslında ne için onların üstlerine bu kadar düştüğümüzü anlamaya çalışmaz. Bu sebepten dolayı da so...

Yaşamak Hakkımız, Yaşasın Yaşam Haklarımız!

Dünya üzerinde bunca asırdır tek bir hakim kesimin bulunduğu düşünülür; onlar da erkekler. Onların sözü her şeyin üstündedir. "Erkekler ne derse, o olur" mantığı belleklere yerleşmiştir. Evin reisi onlardır; şirketlerde patronlar sadece onlardır. Hatta yolda yürürken veya otobüse binerken bile artık biz bayanlar onlara öncelikli yer verir olduk. Kısacası bu dünya sadece görüntü de erkekler için dönüyor. Dönüyor mu peki? Hayır, hayır, hayır... Çünkü hepimizin yeryüzünde yaşamaya hakkı var. Yörüngesinde dönmekte olan dünya için yaratılan birçok canlı var. Bitkiler, hayvanlar, insanlar... İnsanlar da kadın ve erkek olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ama ne var ki sanki bu yaşamın her şeye sahip tek varlığı insan ve insanların içinde de yalnızca erkekler varmış gibi hareket ediliyor. Aslında biraz da sanırım bu durumu biz bayanlar yaratmaktayız. Fazlasıyla verilen değerler yüzünden onları yaşamda kralımız ilan etmiş görünmekteyiz. Belki yüzyıllar öncesinde bu düzen böyle olabilirdi. ...

Arkadaşımın Aşkısın!

Hayatınızda kaç kez aşık oldunuz? Peki kaç kez hiç tanımadığınız birinin yanına gidip de ona "merhaba" dediniz? Ya aşk için ne kadar cesurdunuz? Tamam tüm soruları geçiyorum. Siz hiç arkadaşınızın aşkına aşık oldunuz mu? Bunu cevaplayın bana lütfen. Aşk sizin için ne kadar acımasız oldu? Süprizlerle dolu bir hayat. Her anımızda karşılaşabileceğimiz başka başka olaylar. Ama bizi en çok zorlayacak ve de en çok ben olsam ne yapardım sorusuna verilecek bu zor cevabın, bizi işin içinden çıkılamaz bir yola sürüklediği engebeli yollar.  En yakın dostunuz birine aşık. Siz onun aşkına aşıksınız. Düşünebiliyor musunuz ne kadar uğursuz bir gün o gün. Soruyorum şu durumda size, "sen böyle bir durumda ne yapardın" diye. Arkadaşımın aşkısın parçasındaki gibi her şeyden, tüm duygularından vazgeçer ve sessiz kalmayı mı tercih ederdin? Yoksa onu elde etmek için "bana ne arkadaşımdan, arkadaşlık ayrı aşk ayrı deyip, bilerek sevmedim ya aşk bu, kime ve nereye konacağı belli...

Kadınları Anlamak - 1

Zamanın birinde başlamış işte bu başlıktaki soru "Kadınları Anlamak Gerek, ama NASIL?" ... Kadın ruhu dediğimiz aslında çok da karmaşık olmayan  iç dünyamıza hakim olmaya çalışan beylerin belki de kolaya kaçmak için uydurduğu bir soru oldu. Ama ne var ki bunun üzerine yapılan bir çok da film çekildi. Ve her seferinde sorgunlandı. Biz neden sizleri anlamakda zorluk çekiyoruz.  Gerçekte şöyle bir bakıldığında bunun cevabı çok basit. Herkes kendi pencerisinden bakıyor ve birbirleriyle empati kurmak işlerine gelmiyor. Oysa ki birazcık ilişkilerde yaşanan sorunlar çerçevesinde  neden-sonuç ilişkisine bakılsa ve sadece hep ben haklıyım kısmında inatçılık edilmese daha kolay çözüm odaklı bir sonuca ulaşılmış olunur. Belki de herkes birbirini anlıyordur; ama anlamıyormuş gibi yaparak hareket etmek bu hayat oyununun bir yap-boz parçalarından biri olmuştur.  Bu arada notumu da düşmek istiyorum siz okurlarıma, "KADINLARI ANLAMAK" konumuz bugün için bir başlangıçtır. Devam ...