Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kadın etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir kadın sevdiğinde...

Sevgili dostum bir kadın sevdiğinde ne olur bilir misin?    Bir kadın sevdiğinde çocuk gibi sever. Onun için sevgi masumiyettir. Yitip giden zamanın ve hayatın içinde küçük bir tomurcuk parçası gibi açmaya çalışır.    Bir kadın sevdiğinde dünya durur. Çünkü onun yanında olmak sana verilmiş dünyanın tüm güzelliklerinden sadece birisidir. Öyle bir sar ar ki ruhunu; besler seni sevgisiyle. Ve o an sen yaşayan en şanslı adamsındır.  Bir kadın sevdiğinde gözleri parlar. O gözler ki seni korur; kollar. Üzüldüğünde gözlerindeki pusu görüp ilaç olur; sevincinde seninle dört bir yana mutluluk dağıtır.    Bir kadın sevdiğinde şanslısındır. Çünkü hayattaki tüm tılsımlar devreye girer; ve çark dönmeye başlar. Bolluk olur; bereket olur; umut olur; aşk olur.    Bir kadın sevdiğinde sokaklar, caddeler, en kalabalık şehirler bile bu sevgiyle ışıldamaya başlar ve saygıyla her şey durup bu şöleni izler.    Yani güzel dostum, bir kadın sevdiğinde düny...

HOLIDATE sizce mantıklı mı?

Yazıma, dün akşam izlediğim “Holidate” filminden yola çıkarak bir şeyler karalamak istediğimi belirterek başlamak istiyorum. Bayram günlerinden nefret eden Sloane ve Jackson’ın hikayesi, ne film izlesem acaba diye Netflix listesindekileri incelerken gözüme çarptı; ve filmin konusu ilk okuduğumda ilginç ve dikkat çekici geldi. İkili, günümüzde yaşanan  (hatta yaşanamayan)  ilişkilerin farklı bir boyuttan bakışını bizlere sunuyordu.  Çevremizde çok sayıda kadın ve erkeğin kaliteli bir ilişki yaşamaktan kaçındığını, vakit bulamadığını ve aslında bunun da hayatlarında bir eksiklik yarattığının farkında olmalarına rağmen halen daha kaçamak davranışlarla yol aldıklarını görebiliyoruz. Temelde ya bağlanma korkusu ya da özgürlüğünün kısıtlanması endişesi ya da zamansızlığın getirdiği bahanelerden ötürü sağlıklı ikili ilişkiler maalesef artık yaşanamıyor. İşin en kötü yanı da bir süre sonra gizli mutsuzluklardan dolayı aslında dırdırlanmaya da başlıyoruz.  Fakat ne var ki çağ...

Kısaca biz kadınların hikayesi…

Bizler sizlerin gözünde çoğunlukla bizi META olarak gördüğünüz birer OBJEYİZ… Sizler anlık, 20 dakikalık zevkinizin uğruna bizlerin duygularını ya da hayallerini hiçe sayan büyük adamlar iken bizler ise GÖRÜNMEZ KADINLARIZ. Cinsellik her kadın için bir tercih iken seçimlerimizle sizlerin yargıladığı kadınlarız biz. Eğer 25 isen ve kimseyle daha sevişmemişsen bu bir suç… Hele 30’u geçmiş ve hala bakire isen bize yönlendirilen cümleleriniz; “bu yaşta inanılır gibi değil; imkansız. Bedenine bunca yıl haksızlık yapmışsın. Peki bunu ne zamana kadar sürdüreceksin?” olurken, sizler aslında onursuz, aç ve bencil kişiliklerinizi gözlerimize sokuyorsunuz. Eğer başka bir yandan cinselliği istediği gibi yaşayan bir kadın olursan da o zaman bu zaten orta malı dersiniz. Sana ne benim bedenimden! Size ne bizim bedenimizden! İstersek bir adamla birlikte oluruz; istemezsek olmayız. Siz istiyorsunuz diye “küçük sizi” mutlu mu etmeliyiz? Ewet: artık kabayız. Artık küfürbazız. Artık çirkefiz. Çünkü biz s...

Yaşamak Hakkımız, Yaşasın Yaşam Haklarımız!

Dünya üzerinde bunca asırdır tek bir hakim kesimin bulunduğu düşünülür; onlar da erkekler. Onların sözü her şeyin üstündedir. "Erkekler ne derse, o olur" mantığı belleklere yerleşmiştir. Evin reisi onlardır; şirketlerde patronlar sadece onlardır. Hatta yolda yürürken veya otobüse binerken bile artık biz bayanlar onlara öncelikli yer verir olduk. Kısacası bu dünya sadece görüntü de erkekler için dönüyor. Dönüyor mu peki? Hayır, hayır, hayır... Çünkü hepimizin yeryüzünde yaşamaya hakkı var. Yörüngesinde dönmekte olan dünya için yaratılan birçok canlı var. Bitkiler, hayvanlar, insanlar... İnsanlar da kadın ve erkek olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ama ne var ki sanki bu yaşamın her şeye sahip tek varlığı insan ve insanların içinde de yalnızca erkekler varmış gibi hareket ediliyor. Aslında biraz da sanırım bu durumu biz bayanlar yaratmaktayız. Fazlasıyla verilen değerler yüzünden onları yaşamda kralımız ilan etmiş görünmekteyiz. Belki yüzyıllar öncesinde bu düzen böyle olabilirdi. ...

Kadın Gülümsemektir!

Bir kadına her şey yakışır... Bazen kızmak, bazen ağlamak, bazen durgun olmak ve bazen de küsmek... Ama en çok kadına yakışan gülümsemek. Hayata karşı mı dersiniz, insanlara karşı mı dersiniz yoksa dünyaya karşı mı dersiniz bilemem; ama bir kadına gülümsemek şu kainatın yakıştığı en güzel ifade biçimidir. Kısacası kadın gülümsemektir!... Zor olanı başarmak ise içiniz kan ağladığı anlarda bile yüzünüze kondurduğunuz küçük tebessümlerdir sizi renkli kılan. Kimi zaman göstermek istemediğiniz sorunlarınızla boğuşurken, sırf dışarıya dimdik görünmek ve "ben iyiyim" sinyallerini vermek için bile minik minik tebessümleri kullanabiliyorsunuz. Lakin içten ve doğal, gelişi güzel gerçekleşen kahkalar, şen şakrak muhabbetlerin  ne kadar keyifli olduğunun göstegesi olarak da yerini alabiliyor çoğu zaman.  Hangi dilden, hangi ırktan ya da hangi yaştan olduğunuzun hiç önemi yoktur. Çünkü kadın kim olursa olsun, bulunduğu her yerde gülümseyişiyle etrafına neşe saçmaktadır. Kadın gülümsedi...

Aldatmak Kabul Edilebilinir mi?

Uzun yıllardır süre gelen kaçınılmaz bir gerçek, ALDATILMAK . Bu kelime zaman içinde bizde tiksinti duygusu yaratacak kadar gözümüzde en diplere vurmuş olmasına rağmen hala sık sık yapılagelen bir davranış biçimi haline gelmiştir. Eskiden hep erkekler aldatır derdik. Çağ değişti; bu kervana kadınlar da katılır oldu. Gerek erkekler tarafından gerekse kadınlar tarafından karşı tarafa yaşatılan büyük  bir üzüntü ile sonuçlanan bu çirkin hareket, zamanla aldı başını gitti. Artık durdurulamayacak bir dereceye geldi. Oysa ki bir sonbahar ya da bir ilkbaharın gelmesiyle başlayan o küçük ve masum aşklar başlarda en şirin haliyle ne kadar da güzeldi. Çiftler birbirine bakıp, günün ahengini içlerinde yaşatırlarken, zaman geçer ve aşk yerini tamamen rutin bir ilişkiye bırakır oldu. İşte bu anda da imdada tabi ki ALDATMAK kavramı yetişir oldu. Çok bilmiş ya bizim ALDATMA KAVRAMIMIZ , "Siz çok sevdiniz birbirinizi, çok eğlendiniz. Ama bitti; ben geldim; aranıza sızdım; hoşgeldim" diy...

SAVAŞ ve KADIN

Hayatımda senden başkasını ne gördüm ne de sevdim Buğulu bakışların ardındaki melodiyi dinledim Bir yer vardı taa uzaklarda parlayan Elimi uzatsam tutuacağım Seslensem sesimi duyarabileceğim bir yer vardı Sonsuzluğun ötesinde esen rügzarların şarkısı vardı dinlediğim Boş çerçevelere çizdiğim resimler Sır gibi sakladığım mektuplar Ağladığım zamanlarda sildiğim mendiller vardı. Boş lakırdıların yapıldığı o büyük salonlar Şık giyinmiş beyefendiler, hanımefendiler vardı Ben üzerimdeki eski püskü kirli kabanımla gezmekteydim aralarında Süzdükleri bakışlarına aldırış etmeksizin ilerliyordum Salon boştu... Aslında doluydu, aslında dopdoluydu... Ama tüm o içindekilerin yürekleri boştu... Beyinlerde yarattıkları o kibirli ifadeler hayatlarının işareti gibi üzerlerine yapışmıştı Yürüdüğüm parkenin tıkırdayan o rahatsız edici sesi bile bir melodiydi Dans etmek için orta yerde uzattım sağ bileğimi yavaşça öne, Belimi hafiften kırdım, elimle herkesi selamladım Kabanımı üzerimden alıp, arka bir yer...

Kadın Olmak Zor Piiriiimmmm!..

Ooooffff!.. Çığlık atacağım; haykırıp sesimi dört bir yana duyuracağım. Yetmeyecek sağa sola sataşacağım. O da yetmeyecek ne yapacağım? Bilemedim yaa.. Zor iş diyorum sadece, kadın olmak çok zor iş piiriimmm!... Her günün bir koşturması var. Her gün ayrı bir dert, ayrı bir tantana, ayrı bir sorun. Kadınsan sen her şeyin yükünü omuzlarında taşımak zorundasın. Hayallerini bazen bir kenara atman bile beklenebilir senden bu süreç içinde. Zaten öyle bir imkan verilse de vaktin yok ki hiç. Yapacak tek şey kalıyor geriye, boynunu büküp, kabullenmek.  -   Kabullenmek mi?  -   Hayır! -   Neden? -   Öyle işte. -   Öyle diye bir şey yoktur? Neden? - Çünkü kabullenirsem hayatımı vermiş olurum. Kabullenirsem duygularımı bir kenara atıp, başka hayallerin parçaları olurum. Oysa ben kendi hayallerimin  merkezi olmak istiyorum. - O zaman sen daha çok beklersin hayallerinin merkezi olabilmeyi (pis pis güler) İşte bu dialoglar, kendi iç benliğinizle sürekli ol...

Bir kadın + Bir kadın = Dedikodu

Gülmek mi istiyorsunuz? O halde iki kadını kulak kulağa vermiş, birbirlerine fısıldarken hayal edin. Hatta öyle ki, onların o fısır fısır konuşurken ki hallerini çok iyi inceleyin. Çünkü kaşları ayrı, gözleri ayrı oynamakta. Yüzlerindeki her mimik şekilden şekle girmektedir. Peki niye mi? Çünkü şu an dedikodu yapmaktalar... Neden biz kadınlar hep böyleyiz diye zaman zaman merak ediyorum. Çoğu zaman içimizde engelleyemediğimiz bir dedikodu kazanı sürekli ama sürekli kaynamakta. Elimizden bir şey gelmiyor sanki. Kimi zaman, hatta en basiti az önce annemin yanıma gelip de telefon konuşmama, "ne bu dedikodu böyle ya!" demesi bile bir örnek adeta. Ne yapalım? Biz kadınlar bu duygumuzu engelleyemiyoruz. He bu arada, sanmayın aslında dedikoduyu yapan sadece bayanlar. Son dönemin yeni icadı, artık erkeklerin de dedikodu yapabiliyor olması. İnanmıyor musunuz? O zaman lütfen bir kez daha gözlerinizi dikkatli olarak açın ve çevrenize öyle bakın. Özellikle şirketlerin yegane unsuru; De...

Bütün Kadınlar Güzeldir!

Kadın bakımdır. Kadın güzelliktir. Kadın bakılası en güzel varlıktır. Ama bütün kadınlar güzel değildir. Her kadına güzel demek, gerçekten güzel olana haksızlık etmek olur diyen beyleredir bu sözlerim. Yanılıyorsunuz beyler! "Çirkin kadın yoktur; bakımlı kadın vardır" sözü, gerçekten doğru olan ve mantık süzgecinden hiç takılmayarak geçen bir cümledir. Çok ince bir çizgide yürüdüğünüz kesin beyler. Çünkü yapılan ufacık bir hatada hemen tökezleyip, bir bayan tarafından yüzünüzde tokat hissini yaşayabilirsiniz. Biraz acımasızca mı oldu? Aslında değil; çünkü bu daha bir başlangıç. Güzellik kavramı herkese göre değişebildiği gibi bir bayanı sadece yüzü ve vücut yapısıyla değerlendirmek çok yanlış olur. Yapılacak olan küçüklü büyüklü birkaç değişim hareketiyle her kadın gerçekten güzel bir bayan halini alır. Sadece hayat koşturmacasında, bir kadın hem anne, hem eş, hem iş kadını, hem de sokaktaki bir vatandaş olabilmek gibi türlü türlü görevlendirmelere maruz kalmaktadır. Ve tüm...

Yılbaşı Gecesi Nasıl Görünmeli?

Son 11... İşte Yılbaşına sayılı günler kaldı. Hala gideceğiniz yere karar veremediyseniz şu an işiniz daha da zor. Çünkü önemli olan yılbaşı akşamında mekana uygun bir kıyafete karar verebilmek. Ama onun da öncesinde nerede kutlayacağınıza karar vermiş olmak gerekiyor. Eğer 31 Aralık'a ait bir program yaptıysanız; ve nerede yeni yıla gireceğinizin kararını verdiyseniz, işte size öneriler kısmıyla ilgili hemen bilgileri vermek istiyorum.  1. Yepyeni bir yıla cadde eğlencelerine katılarak, dışarıda geçirecekseniz giyiminizi de buna uygun olarak yapmalı ve bu gecenin hemen ertesi gününde hastalanıp da yeni yılın ilk gününe yatak döşek yatarak başlamamalısınız.  2. Yeni yılı özel bir davet ortamıyla karşılayacaksanız; bu kez de giyiminiz şıklığınızla göz almalı. Ve bunun için neler yapmanız, hangi takıları kullanmanız, ne tür bir kıyafet tercihi yapmanız gerekir, hepsine dikkat etmeniz gerekiyor. 3. Yılbaşı akşamı Ev Partisinde ya da Ofis arkardaşlarınız ile ...

Yanlış ayakkabı seçimi

Ayakkabılar... Her ne kadar bu kelime bile biz bayanların ilgisini ve beğenisini çekse de bir bakıma bizim korkulu kabusumuzdur. Çünkü durduramadığımız bir alışveriş merakını da peşinden sürüklemektedir. Kendimize engel olamayız.  Sırf bu yüzden de cebimizden onlarca parayı tezgahlarda, kasada bırakır, çıkarız. Yeri gelir renklerine aşık oluruz; yeri gelir modellerine. Bazen deriz ki yüksek topuklu olsun, bir deriz ki güzel bir bot olsun. Bir deriz güzel bir çizme giyelim; bir deriz babet giyip cici kız olalım. Ne giyersek, ne alırsak alalım ayakkabı bizim için çok önemlidir. Aslında ayakkabılar konusunda işin alışveriş yönünden ziyade yani aldığımız ayakkabıların modellerini bir kenara bırakmamız ve dikkat etmemiz gereken önemli noktayı ele almamız gerekir. Çünkü önemli olan ayak sağlığımız. Sırf güzel ve daha da şık görünelim diyerek ayaklarımıza çoğu kez çektirdiğimiz işkenceleri hepimiz biliriz. Bir süre fazla hırpalanan ayaklar ya şekil bozulmasına ya da nasırlaşma tehlikesi ...

YENİ YILDA DA MANGO!..

Yeni bir yıla yaklaşmanın heyecanı etrafımızı yine dört bir koldan sarmakta. Nasıl mı? Gerek yılbaşına özel olan süslemelerin yapılandırılmış hali cadde, sokak ve mağaza vitrinleriyle, gerekse bir sevgiliye, anneye, babaya, kardeşe veya arkadaşa alınan özel yılbaşı hediyeleriyle... Hepsinin ayrı bir heyecanı ve ayrı bir güzelliği olsa da yeni yıla girebilmenin mutluluğunun tadı bambaşka. Çünkü yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni mutluluklar, yeni başkış açıları ve yeni kıyafet dolapları demek anlamına gelir. Şimdi sizlere özellikle bu anlamda neler alabilirsiniz konusunda birkaç örnek sunmak istiyorum. Benim bir numaralı tercihlerimin giyim markalarından biri olan MANGO , yeni yıl hediyesi için de siz müşterilerine birkaç öneri sunmaktadır. Eğer bu anlamda biraz vaktiniz varsa size yardımcı olabilmek adına MANGO 'nun web sayfasını girip incelemenizi öneririm. Bunun için tek yapmanız gereken linke tıklamanızdır. İyi alışverişler! BURCU ÖZDER

Kadın ve Tatil

Yuppi haydi gidiyoruz... İşte deniz, kum, güneş... Vee üçleme tamam. E ne eksik? Tabi ki koca bir bavul. Kadın mı, tatil mi dedi yoksa biri? İşte bu ikiliye dikkat o halde. Kaçııııınnnn!... Çünkü şu an ayrılmaz bir ekip ile karşınıza son yılların en iyi şovmenleri geliyor. Kadın ve Tatil. Bir yerlere gitmeyi planlamaktasınız. Tabi her zaman biz bayanlar, garantici tavırlarımız ile kol çantamıza bile binlerce malzeme koyarken, tatil planlarının içinde olmazsa olmazlarımız arasında düşündüğümüz aklımıza gelen her şeyi bavulumuzun içinede bu sebeple atmış oluruz. Sonra bir bakmışız ki bavul kapanamıyor. Eyvahh!... Yardım lütfen. Biri şu bavulun üstüne oturabilir mi? Kapatmama yardımcı olun lütfen. Gücüm yetmiyor. Gülüyorum. Çünkü özellikle ben de bu sınıfın içinde olan bayanlardan bir tanesiyim. Tatile gitmeyi düşündüğüm an hazırlık aşamasında belki de giymeyeceğim binlerce şeyi de bavulumun içine ne olur ne olmaz mantığı ile yerleştirmiş olurum.  Hatta durun bir saniye, bununla i...

Aşk Cinayetleri...

Bu makalenin başlığı ve hemen yanında durmakta olan fotoğraf sizi ürküttü öyle değil mi, sevgili okurlarım?  Bir silahın namlusunu şu an burnunuzun tam ucunda gibi görüyorsunuz. Kanınızın çekildiğini ve ruhunuzun bedeninizden parça parça uzaklaştığını hissediyorsunuz. Yani bir cinayete kurban gitmek üzere olduğunuzun ne yazık ki son anda farkına vardınız. Ve yapacak hiçbir şeyiniz yok, ne yazık ki. Seri cinayetler gibi işlenen işte aşk cinayetleri... Aşık olmak ve sevmek birini, en güzel insanı duygulardan biridir. Birine ilk göz ağrınızmış gibi bakmak, ona dokunmak, onunla vakit geçirmek, ona sevdiğinizi söylemek ve daha birçok heyecan dolu anı beraber paylaşmak, daha doğrusu yaşamı paylaşmak onunla birlikte hepsi çok hoş. Ta ki bir ayrılık rüzgarı araya girmediği ya da tartışmaların tadı kaçmadığı sürece bu geçerli. Çünkü o zaman insanoğlu dengesini kaybedebiliyor ve bir anda hiç olmadık davranışlar içinde kendini bulabiliyor. Bu da yetmez gibi o kıyamadığı göz nurunu bir kalemd...