19 Ağustos 2016 Cuma

Suretler


(NOT: Bu yazıyı aşağıdaki parçayı dinleyerek okumanızı rica ediyorum....)


Her şey gibi... Her özel insan gibi... Zaman yine aynı sulardan akmakta...

Başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz neydi bilmiyorum. Ya da görmek istediğiniz... Sonsuzluğa uzanan bir yol muydu aradığınız; yoksa gelip geçici havai fişeklerden biri miydi yansımalarını sevdiğiniz sahte ışıkların? Canınız hiç yandı mı? Canınızı yakanla hiç yüzleştiniz mi? Sevdiniz mi; çoook hem de çook fazla... Özlediniz mi peki? Özlemin en derin halini içinizde o bilmediğiniz derinliklerde kaybola kaybola çılgınca yaşadınız mı? Attığınız çığlıklar kayboldu mu damarlarınızdan akan kanın içinde... Siz hiç beyninizi uyuşturan bir sevdaya kapıldınız mı? Yakasına yapışıp, "Dur" gitme diyebildiniz mi sevdiğinize? Nedenleriniz mi vardı? Nedensizlikleriniz mi? Siz hangisiydiniz? Hangi bilinmezliktiniz? Hiç çözebildiniz mi kendinizi?

Tınısına kapıldığım bir melodi var kulağımda şu an... Ve yüzlerce suret karşımda... Hepsi de ilk başta birbirine benziyor aslında. Bir uyanış, bir doğuş bu baktığınızda... Birinin esmerliği, diğerinin sarışınlığı, öbürünün kızıllığı... Yeşil mi; mavi mi; yoksa kahverengi mi göz rengi? Buğday tenli mi; yoksa açık tenli mi? Aldığı nefes öbüründen çok mu daha derin; çok mu daha farklı sanki... Zihinlerini açsanız ne bulacağınızı sanıyorsunuz... Bulanıklaşan yüzler; saydamlaşan hayaller... Suretler; hepsi de birbirini farklılaştıran maskeler... Kaldırsana o maskelerden birini, bir yüzleşsene altındaki gerçek kişiyle... Kendini görmekten mi korkuyorsun aynaya bakar gibi o surette. Ne istiyorsun? Ne isteğini sanıyorsun hayattan? Bulabildin mi cevabını? Ya da bulamadın mı hala? 

Mesele ben... Mutlu olmakla mutsuz olmanın arasında bir yerde kaybolup gitmekten korkuyorum. Peki ya sen? Cesur musun en az benim kadar... Yüzleş desem; konuş desem; anlat desem hikayeni anlatabilir misin hiç düşünmeden bana... Yüreğini açar mısın yanıbaşında nefesini hissettiğin bu yabancıya... Puslu bakışlarında yatan derin sızıyı kanatır mısın bir kez de benim dokunuşlarımla... Sana omzumu verdim; yaslanır mısın ona? Uyur musun güvenerek bu sıcaklıkta? 

Biz, ne dediği net olan ancak anlaşılmayan insanlarız. Anlaşılmak o suretlere nasıl baktığınla alakalı... Uçmak istiyorsan; önce kanadı olmayan meleği bulmaya çalışman gerek. Kim bilir belki de üstüne titreye titreye geliyordur aslında. Bir şehrin içinde kaybolmuşçasına... Ruhuna dokunacaksa bırak izin ver sana gelişine... Doğru; senin onda ilk hissedip de gördüğündür. Şimdi koy kadehini masaya ve başla anlatmaya "var mısın bu tatlı yolculuğa?"


BURCU ÖZDER







14 Ağustos 2016 Pazar

Huzur ve Mutluluk Adına TABLODA…

Evim benim için her şey demektir. Oturduğum koltuğumdan, kahve fincanımı koyduğum sehpaya kadar... Her detayın, her objenin yeri bulunduğum mekana anlam katarken, evimin en sevdiğim donelerinden biri de duvarlarımı süsleyen eşsiz tablolarımdır. Ve eğer tablo seçimlerinde benim gibi zorlanan biriyseniz; işinizi oldukça kolaylaştıracak muhteşem bir siteden sizlere bahsedeceğim. 

Duvarlarımı süsleyen duvar kağıtlarım kadar seçmekte oldukça zorlandığım tablolarımı, belki de günlerce aradığımı bilirim. Ta ki http://www.tabloda.com ile tanışana kadar... 


Binlerce seçeneğin bulunduğu Tabloda’da ister siyah-beyaz manzaralı Kanvas Tabloları seçin; isterseniz de Pop Art, Vintage, Osmanlı ve Hat, Gravür ya da Panorama seçenekleri gibi onlarcasının bulunduğu tablo galerisine göz atın. Zaten mutlaka bu dekoratif görsel şölende emin olun ki kaybolduğunuzu hissedeceksiniz. Çünkü her biri birinden güzel ve kaliteli olan Kanvas Tabloların hepsini almak; hatta evinizin en güzel köşelerini hemen onlarla süslemek isteyeceksiniz. En azından benim için durum böyle oldu. 

Bunun yanı sıra “Tablonu Sen Tasarla” bölümüne girerek istediğiniz hazır bir fotoğrafı da tablo haline getirebilirsiniz; hem de yine dilediğiniz ölçülerle ve çerçevelerle… Kısacası kaliteli baskı ve el işçiliği ile üretilen tüm Kanvas Tablolar sizi bekliyor.


Siteden aldığınız ürünlerin seçenekleri de ayrıca işinizi kolaylaştırmakta. Her bir Kanvas Tablo için boyutlarına göre seçim şansınız olduğu gibi istediğiniz çerçeve modelini seçme imkanınız da bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Kanvas Tablolarınızın ömür boyu garantili olduğunu da sizlere şimdiden söylemek isterim. 


O halde hiç vakit kaybetmeyin; ve evinizin duvarlarını süsleyecek olan  bu muhteşem Kanvas Tablolarınız için Tabloda.com’u hemen ziyaret edin.


BURCU ÖZDER


2 Mayıs 2016 Pazartesi

Ah Be Çocuk


Sepserin sular… Sanki büyük bir şelalenin tam da altındasın. Üzerine seni tekrar ferahlayabilmen için yoğun biçimde düşüyorlar. Ve sen ellerinle karışan saçlarını düzeltiyorsun. Bedenin buz gibi suyun güzelliği ile yeniden diriliyor. Hiç olmadığın kadar mutluymuşcasına gülümsüyorsun…

Sonra kendini o buz gibi suyun üstüne öylece sırtüstü bırakıyorsun. Suyun ahengini, sesini dinliyorsun. Sana anlattığı küçük hikayeleri duyuyorsun. Bırak kendini çocuk diyor biri sana… Bırak! Rahatla, huzuru hisset.


Kocaman bir ormanın içinde kalmış ufacık bir çiçek parçası gibi dalgalan o suyun içinde. Sanki bir salın üstündesin… Güneşi de hisset bedeninde seni ısıtırken, bulutları da seyret onları binbir şekle benzetirken… Nereye götürüyorsa bırak götürsün seni… Sen sadece yaşa!

Bazen kaçmak mı istiyorsun? Kaç git o zaman… Ne almak istiyorsan sadece onları al. Mecbur değilsin hiçbir şeye… Bir kağıt, bir kalem mi tek ihtiyacın olan… Al git onları o zaman… Sormaz kimse sana hesap! Soramaz çocuk…

Başın mı dönüyor? Bu dünya hep baş döndürür zaten. Kapılma onun renkli pembe alemine. Senin rengin bir değil; milyonlarca biliyorsun. Rengarenk yüreğinle sarmala onları… Git çocuk, gitmek istiyorsan eğer… Sev çocuk sevilmek istiyorsan eğer… Kalmak istiyorsan da kal… Canımsın anla işte ah be çocuk!



BURCU ÖZDER

23 Nisan 2016 Cumartesi

Bitmeyen Hikaye

Bir kalem alıp yazmak istedim seni satır satır... Her bir parçanı resmetmek istedim. En nihayetinde de sadece bana ait olmanı diledim.


Hikayeler... Hep filmlerdeki en güzel, en dramatik, en mutlu sonla biten nice sevdalara karışmıştır. Karışmıştır da biz de hayatın içinde gerçekliğine inanmışızdır. Kimi zaman kendimizi bu minik yalana inandırmış; sonunda da onlarca gözyaşı dökmüşüzdür. Yaralanmaktan korkmak niyedir? Niyedir yaşanmış bunca acı? 


Oysa kaçılsaydı sakin küçük bir kasabaya... Minik bir evin, minik bir mutfağında pişseydi ağır ağır aşkın o güzel yemeği... Sonra da doysaydı hem yüreğimiz, hem karnımız, hem de aklımız... Zaman her şeye ilaç olsaydı. Bizi yeniden baştan yaratsaydı. Geçen onlarca boşa zamanı geri verseydi tekrar bize. Olmaz mıydı?


"Huzur" dedim sana... İlk ağzımdan çıkan bu oldu. Sonsuz huzurum olsaydın; yetmez miydi sanki bu bize?


Not: Akılda sadece güzel günler kalır... Kötü olan her şey zamanla yok olur. En doğrusu da budur zaten...


BURCU ÖZDER


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...