16 Ekim 2014 Perşembe

Ölümden Az Önce

Son kez çek içine nefesi ve bırak... Gözlerinin önünden, geçen yıllarının manzaraları aksın. Sadece aralanan perdenin ardında geçmişe ait görüntüler yer alsın. 

Son kez güneş doğsun senin için bugün... Son geceni az önce yaşamış ol. Yarının kavramını sil lügatından. Düşünme ve endişelenme gelecek için artık. Boşver!

Son kez en çok sevdiğin çayını ya da kahveni yudumla. En sevdiğin omletini yap; ve muazzam bir kahvaltı sofrasını yine her zaman ki gibi sadece kendin için hazırla.

Aslında birçoğumuz hemen her sabah kalktığımızda hüzne makyaj yapıyoruz; ve cafcaflı renklerimize sarınıp kalabalığa karışıyoruz. Ve bunu da yalnız kendimiz biliyoruz. Bunu bugün biri bizlere bir kez daha anlattı. Mehmet Pişkin... 

Bu yazıyı yazıyorum; çünkü ona ait 13:47 dakikalık videoyu başka hiçbir şeyle oyalanmadan pür dikkatle izledim; ve dinledim. Dedim ki; "adama bak ya! Büyük bir bölümümüzün aklından geçen onlarca cümleyi nasıl da sıralayıverdi". Evet; o bunu yaptı. Bir veda videosu hazırlayarak; tüm düşüncelerini ve duygularını abartıdan tamamen uzak biçimde, en yalın haliyle aktardı. İntiharı hiçkimseye süslemek niyetinde değilim tabi ki... Ama şu da göz ardı edilemeyecek bir şey, bu Mehmet Pişkin'in gerçeğiydi. Çok insan yeryüzünde hayatından vazgeçiyor. Dinsel inançlardan olsun; yaşam felsefelerimizden olsun; ya da olumsuz örnek niteliğinden olsun hep tukaka dediğimiz bir eylem; "İntihar". Oysa ölümden sonrasını kim biliyor gerçekten. Kim öldü de dirildi; ve bize ölümden sonrasını anlattı. Bir boşluk var bizi bekleyen. Ve biz o boşluğun tanımını bilmiyoruz. Yaşayanlar olarak da asla bilemeyeceğiz. 

Dedi ki; "Ben güzel bir hayat yaşadım; kötü olanları ayıkladığımda gerçekten eğlendim hayatta". Aslına bakarsanız tam da benim düşündüklerimi aktardı o an. Birkaç kötü anımızı temizlediğimizde her birimiz güzel hayatlar yaşamış oluyoruz. Mesela ben güzel bir çocukluk yaşadım; iyi bir eğitim hayatı ve başarı dolu anlar sığdırdım yaşamıma. Aşklarım oldu; hüzünlerim oldu; dostlarım oldu; yalanlarla dolu sahtekar insanlarım da oldu. Peki gelecek bana ne getirecek daha fazla diye sorsam; belki bir evlilik, bir eş, bir çocuk, belki iki çocuk, belki de üç... Şimdi ölsem; yani intihardan bahsetmiyorum bakın şu an, herhangi bir kaza ya da hastalık girse hayatıma ve o an her yer kararsa, hiç gözüm arkada olmaz. Çünkü içiniz rahattır; o an. Siz insani olarak yapmanız gereken varlığınıza ait bir evreyi istediğiniz gibi tamamlamışsınızdır. İşte bu yüzden ben çoğu zaman "Ölümden Korkmuyorum" derim. 

İşte bunu gördüm ben bu adamın gözlerinde... Söylediklerinde dinledim; birçok insanın yaşadığı dramı, hatta kendi hissettiklerimi bile. Ve ona seçtiği yol için saygı duydum. Yargılamadım. Keşke biriyle konuşsaydı belki her şey düzelirdi nasihatını çekmedim sosyal paylaşımlarda. Dedim ki; içinden gelen en doğru anda kendisi için bir doğru olanı tercih etti; ve o yola doğru çıktı. Hüzünlendirdi; son dakikalarında ise gözlerim doldu. Umarım artık ruhu huzura kavuşmuştur. Çünkü bu onun gerçeğiydi; ve bize düşen de sadece onu anlamaya çalışmak olmalı.

Yine de her şeye rağmen gülümseyebilen adam; HOŞÇAKAL!

BURCU ÖZDER

13 Ekim 2014 Pazartesi

Sen de Kotex Kullan, Hayatından Kuralları Kaldır!

Merhaba! 

Umarız her şey yolundadır. 

Senin de bildiğin gibi pek çok kadın özel günlerinde rahatsız ve endişeli hissediyor ve bu yüzden de kendilerine bazı kurallar koyuyor. Oysa doğru ürünleri seçen kadınların bu dönemde kendilerine kurallar koymalarına ve hoş olmayan bazı durumları yaşamalarına hiç gerek yok. Yenilenen ürünümüzü tanıtmak amaçlı hazırladığımız reklam kampanyasıyla bu durumu gözler önüne serip, Kotex’in kadınların ihtiyaçlarını anladığını ve bu süreçte onların yanında olduğunu anlattık. Aynı zamanda kadınları www.kurallarikaldir.com web sitesine davet ederek kurallarını bizimle paylaşmalarını istedik. Paylaşılan 5000 kural arasından bu dönemde karşı karşıya kaldıkları zorlukları en yaratıcı şekilde anlatan 3 kişinin kuralını seçerek Demet Evgar’la eğlenceli skeçler haline getirdik. 

Evet biliyoruz hangisini seçtiğimizi merak ediyorsun :) 

Birinci kuralımız arkasını görebilmek için çözümü fotoğraf çekmekte bulan Seren Nur Öztürk’e ait. Seren aynı zamanda birinci seçilen kuralın sahibi olduğu için Demet Evgar’la bu skeçte oynadı. Özel gününde daha fazla hijyenik ped taşımak için küçük çanta yerine büyük çanta tercih eden Seçil Düvenci’nin ve yine o günlerde hışırtılara karşı anlamsız sesler çıkartarak önlem alan Sevda Bayar’ın kuralları da ikinci ve üçüncü olarak Demet Evgar tarafından canlandırıldı. 

Biz videoları çekerken çok eğlendik, umarız sen de izlerken bizim kadar eğlenir ve herkesle paylaşırsın. 

Videoları tekrar tekrar izlemek istersen, hepsini www.kurallarikaldir.com’da bulabilirsin!


Sevgiler,
Kotex






Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Eylül 2014 Perşembe

Özel Hediyelerimize Özel Yardımcı...

Hayatımızın hep en özel günleri vardır. Doğumgünü, yıldönümü, bir kutlama ya da sevdiğiniz birini mutlu etmek için yapmak istediğiniz küçük, tatlı süpriz anlar gibi... Hep bu anlar bana zor gelmiştir; çünkü her defasında ne alacağımı bilmez bir halde bulurum kendimi. Acaba şu daha mı hoş olur; yoksa bunu mu tercih edersem daha çok işine yarar ve sever diye diye zaman geçer; ve çok önceden planlaması yapılıp uygulanmış olması gereken düşünce bir bakmışsınız ki son güne gelmiş ve siz hala bir şey bulamamış durumda kalmışsınızdır.

İşte böyle anlarda aslında hep yardımımıza koşan birileri vardır. Bir dostunuzdan yardım alabileceğiniz gibi özel günlerde size yol gösterebilecek; ve güzel çözümler sunabilecek başka alternatif dostlar da çevrenizde yer alabilir. Size bu özel dostlardan birini tanıştırmak istiyorum; hediyesepeti.com

Hediye Sepeti ailesi, kimi mutlu etmek istiyorsak; ona özel gün ya da kutlamada büyük bir özen göstererek tüm alışveriş deneyimini özenle tasarladığı hediyelere yerleştirip, bize teslim ediyor. Kişiye özel hediyeleri, özgün tasarımları ile sadece bize özel olarak hazırlıyor; ve yönlendiriyor. Ne yalan söyleyeyim; bu özel yardımcı işimizi de oldukça kolaylaştırıyor. Çünkü hem zamandan hem de acaba ne alsam dediğimiz çözümsüz sorularımızdan bizi kurtarıyor. Bu sebeple de size özel günlerdeki yardımcınız olabilecek güzel web sitesini önermek istiyorum. 

Deneyimleyin; pişman olmayacaksınız! 



BURCU ÖZDER

6 Ağustos 2014 Çarşamba

"Beni Sessiz de Sevebilir misin?" Ruhunuzu Dinlendirmeye Geldi!

"Sessiz oturabilir miyiz seninle
aramızda yaprakların hışırtısından 
Ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan"

Bu güzel satırlar, Kemal Sayar'ın Timaş yayınlarından çıkan "Beni Sessiz de Sevebilir misin?" isimli kitabının ilk sayfalarında yer almaktadır. Sizi sayfaları çevrildikçe başka başka düşüncelere sürükleyen, içinde kendinizi bulacağınız, yargılayacağınız ve iç dünyanızda aydınlanacağınızı düşündüğüm bir kitap. 

Başlangıçta kapağındaki isimden yola çıkarak, sanki tek bir konu ya da olay üzerinden hikayenin ilerleyeceğini düşündüğüm "Beni Sessiz de Sevebilir misin?", aslında yaşadığımız dünyada karşılaştığımız onlarca durumla nasıl başa çıkmamız gerektiğini ve hayata nasıl bakmamız gerektiğini bizlere anlatıyor. Aşka dair, nefes almaya dair, affetmeye ve kaybetmeye, yeniden ayağa kalkabilmeye dair gerçekleri size gösteren, hayatı kendinize zindan etmek yerine, onu değerli kılmaya çalışan bir yaratıcıdan geliyor bu anlatımlar. 

Çoğumuz yaşadığımız yeryüzünü hep bir kaos limanı gibi görüp, her geçen gün daha da sıkıcı bulurken, aslında bizi olgunlaştırıp, birkaç küçük detayla belki de cenneti avuçlarımızın arasına alabileceğimizi gözümüzden kaçırmışken, tekrar onu farketmemizi sağlamakta Kemal Sayar. 

Bundan önce 18 kitabının yayınlandığı ve 19. kitabı "Beni Sessiz de Sevebilir misin?" in yazarı peki kim? 1966 doğumlu Kemal Sayar, Hacettepe Üniversitesi (İngilizce) Tıp Fakültesi mezunu... Alanında uzman bir psikiyatrist ve eğitmen. Çoğunlukla ruhsal dünyamızı güzelleştirmek adına ve hep kendi içimizde sorup da cevabını bulamadığımız konulara değinen eserleriyle okuyucularına ulaşıyor. 

Kitabın içinde yine en çok hoşuma giden bir paragrafı sizlerle paylaşmak istiyorum. 

"Bana olabileceğim kişi olabileceğim için de saygı duy. İçimde yaşamayı bekleyen bir hayat için de saygı duy bana, bunu gerçekleştirebileceğime dair inancını yüzünde okuyabileyim. Ben, olduğum kadar olabileceğim kişiyim de aynı zamanda, bu tarafımı görmezden gelirsen beni yaralarsın.

Hayat hep umut etmektir, değil mi? Umuduma saygı duy, o umudu benimle paylaş."

Çoğumuzun beklediği de bu değil mi zaten... Hem anlaşılmak; hem de hayatı anlamak. Karmakarışık dünyamıza aydınlık yollar bulmak. Onu zenginleştirmek; berraklaştırmak ve renklendirmek. Belki bir başımıza, belki de bir başkasıyla. Eğer bunu başarmak da zorlanıyorsanız; mutlaka okumanızı önereceğim bir dost "Beni Sessiz de Sevebilir misin?"... 

Şimdiden tüm okuyucularıma iyi okumalar dilerim!



BURCU ÖZDER

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...