24 Nisan 2014 Perşembe

Duman < Jeton < Kart < Dakika < MB

Alexander Graham Bell ilk “Alo” dediğinden bu yana geçen 138 yılda telefon teknolojisi çok farklı bir noktaya geldi.

Tüm bu değişime rağmen sabit kalan tek şey iletişim kurma ihtiyacımız. Eskiden ses ve yazı yoluyla yapılan uzun mesafe görüşmelerde bugün görüştüğümüz kişiyi an be an görebiliyoruz.  Önceden çok pahalı ve ayrıcalıklı görünen bu imkânlar artık büyük çoğunluğun kullandığı akıllı telefonlara yüklenen uygulamalarla ücretsiz bir şekilde sunuluyor. Yüz yüze iletişimin yerini hiçbir şey alamasa da günümüzün hızlı yaşam koşullarında bu durumun çok zor olduğunu biliyoruz. Bu nedenle teknolojinin sunduğu imkanlar sayesinde şehirlerin yanı sıra arada okyanusların olduğu başka ülkelerdeki sevdiklerimizin yüzünü görebilmek ve konuşabilmek büyük mutluluk.

Yurtdışında yaşayan akrabalarını özleyenler, üniversitede okuyan çocuklarını merak eden aileler için teknolojinin en büyük nimeti olsa gerek. Birçok örneğe siz de tanık olmuşsunuzdur; yeni doğan bebeği görme, fikir almadan alışveriş yapamayan arkadaşa yardımcı olma, mezuniyet balosunda giyeceği kıyafeti ailesine gösterme gibi birçok özel ana tanıklık edebilme imkânı…

Bu ayrıcalıklı dünyayı sunan uygulamalardan biri olan LINE yüksek kalitede ücretsiz sesli ve görüntülü arama imkanı sunuyor. LINE uygulaması kullanılarak yalnızca akıllı telefonlar arasında değil, akıllı telefonlardan bilgisayar ve MAC’lere de arama yapılabiliyor. Üstelik Wifi, 3G ve 4G şebekeleri üzerinden yapılan görüşmelerde ek bir ücret de bulunmuyor.

Akıllı telefonunuzdan, tablet, masaüstü ya da dizüstü bilgisayarınızdan ücretsiz görüşmeye başlamak için LINE’ı şuradan indirebilirsiniz: http://line.me/tr/

LINE’da ücretsiz görüşme yapabilmek için birçok kısayol bulunuyor. Bunları hızlıca görmek için bu videoları izleyebilirsiniz:



Lıne da Ücretsiz Arama Nasıl Yapılır? | izlesene.com



Lıne da Görüntülü Arama Nasıl Yapılır? | izlesene.com

LINE ile hem mobil cihazlarda hem de bilgisayarınızda ücretsiz sesli ve görüntülü arama yapabilmeniz mümkün. Örneğin, eğer telefonunuzdan arama yapmak istiyorsanız, LINE arkadaş listenizde istediğiniz kişinin ismine tıklayarak LINE “Ücretsiz Arama” ve “Görüntülü” seçeneklerini kullanabilirsiniz.


Ayrıca arkadaşınızla LINE üzerinden mesajlaşırken aramanız gerektiğinde sağ üstte bulunan küçük ok işaretine tıklayarak size sunulan “Ücretsiz Arama” ya da “Görüntülü” seçeneklerini kullanarak kolayca arama yapabilirsiniz.



Görüntülü arandığınızda uygun bir ortamda değilseniz altta bulunan “Sadece Sesli Cevapla” seçeneği ile karşınızdaki kişinin kamerası açık olsa da siz sadece sesli olarak konuşabilirsiniz.

Sesli arama özelliği ile konuşurken ekranın altında yer alan kamera simgesine tıklayarak görüntülü konuşmaya geçebilirsiniz.

Ayrıca görüntülü arama özelliği ile konuşurken de sesli aramalara tek tuşla geçmeniz mümkün.

Eğer aramayı bilgisayarınız üzerinden gerçekleştirmek isterseniz, arkadaşlar listesinde görüşmek istediğiniz kişinin fotoğrafına tıkladıktan sonra açılan ekrandan sohbet, ücretsiz sesli arama ya da ücretsiz görüntülü aramayı seçebilirsiniz. Ayrıca görüşmek istediğiniz arkadaşınızın adına farenizin sağ tuşuyla tıklayarak da aynı menüye ulaşabilirsiniz.


Yazılı sohbet ettiğiniz bir kişiyle sesli ya da görüntülü aramaya geçmek için sohbet ekranın sağ alt tarafında yer alan arama ya da video sembollerini kullanabilirsiniz.


Eğer hala LINE’la tanışmadıysanız, hemen indirip ücretsiz görüşmeye başlayabilirsiniz: http://line.me/tr

Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Nisan 2014 Salı

Korkunun İKİYÜZÜ


Korku... Bazen bir film seyredersiniz; ve korkuyu iliklerinize kadar hissedersiniz. Sizi öyle bir noktaya sürükler ki düşlerinize kadar girebilir. Hayatınızda kaç defa korku filmi izlediniz? Ya da hiç izlediniz mi? İzlemediyseniz ise neden? Size bu kez farklı bir konuyla geliyorum. Farklı bir şeyi sizle tartışmak istiyorum. Aldığınız soluğu sorgulamak istiyorum.

Sıradan giden hayatınızın bir gün ansızın sakinliğinden çıkıp, sizi bir daha asla geri dönemeyeceğiniz bir kabusa sürüklediğini bilseniz ne yapmayı tercih ederdiniz? O sakinliğe kavuşmayı mı yoksa girdabın içinde kaybolmayı mı isterdiniz? 

Yıllarca kocaman evin içinde evde kimse yokken bir odadan diğerine gitmek istediğnizde belki de ışıkları tek tek yakarak ilerlediniz. Hep bir şeylerin sizi gizliden gizliye takip ettiğini, hiç ummadığınız bir anda da size saldıracağını düşündünüz. Çaresizce hissettiğiniz o soğuk ürpertinin ruhunuza işlediğini gördükçe bundan kurtulmanın yollarını aradınız. Bildiğiniz ya da bilmediğiniz her türlü varlığın etrafınızı sardığını düşündüğünüz o anlarda başınıza gelebilecek en korkunç şey sizce neydi?

Bir azılı katilin ya da bir sapığın işkencesine maruz kalmak mı? Sokakta yürürken bile ağaçların arasında sizi gizlenmiş bir varlığın izlediğini bilseniz ne yapardınız? Koşarak oradan uzaklaşır mıydınız? Peki koşmanız yeterli olur muydu? Sizi kurtarabilir miydi başınıza gelebilecek en kötü beladan? 

Bu ülkede onlarca sapık ya da katilin işkencesine maruz kalan insan dolu... Ve siz her defasında korkularınızla yüzleşmek durumunda kalıyorsunuz. Kendinizi güvende hissetmiyor; ve yapabileceğiniz hiçbir şeyin olmadığını bildiğinizde ölümün belki de tek kurtuluşunuz olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa ki yanılıyorsunuz.Tek yapmanız gereken korkularınızla yüzleşmek. Ve en kötü kabusunuzla bile bir gün gelip yüzleştiğinizde ona karşı koyabilmek. Çünkü ölmek seçebileceğiniz en kolay yol. Önemli olan zoru başarmak; ve karşılacağınız tüm kötü karakterlere karşı elinizden gelen her türlü savaşı gerçekleştirmek. Yoksa aldığınız nefes bir anda bitebilir.

Bu yüzden korkunun çift taraflı o karanlık ve aydınlık yüzünü görmeye çalışın. Karanlık sizi sonsuzluğa, aydınlık ise ölümsüzlüğe ulaştıracaktır. Siz hayatın hangi yüzünü tercih ediyor olacaksınız bunu bir düşünün! Ve lütfen korkunun sadece bir duygudan ibaret olmadığının farkına varın. İyi haftalar herkese!


BURCU ÖZDER

17 Mart 2014 Pazartesi

Yoksun aslında... Yoksun işte!

Kalabalık caddelerin ortasındayım... Yüzüm gözüm dağılmış bir vaziyette. Rimellerim gözlerimden akmış; bulaşmış yanaklarıma... Rujum silinmiş, yarım yamalak dudaklarımda. Buğulu bakışlarla netliği yakalamaya çalışıyorum. Arabalar vızır vızır bir sağımdan bir solumdan geçip gidiyor. Susmuyor kulaklarımdaki çığlıklar. Kapatıyorum ellerimle, duymak istemiyorum haykırışları, isyanları. Sebebim değilsin; hiçbir şeyim değilsin. Bırak beni öylece! Bırak beni sessizliğime... 

Bir değildik; hiçbir şey değildik biz... "BİZ" diye bir gerçeklik yoktu; hiç olmamıştı. Savrulmuş hayatların esiriydik. Öylece, bir başımıza baktığımız gecelere... Sarhoştuk belki... Hep sarhoştuk zaten bu hayatın bize getirdiklerine. Bağımlıydık bize acı çektirenlere... Kifayetsiz kalan cümleler gibiydik. Anlatılamaz; anlaşılamazdık. Ha vardık; ha yoktuk... Yok olmanın anlamsızlığındaydık!

Yürür gibi değil; koşar gibi hiç değildik. Ellerimizi birbirine vursak; şakşaklasak tüm şu dünyayı, "Hadi be kardeşim; git be oradan; git be yanıbaşımdan" desek; desek de aslında hiç işitilmesek! Amaçsızca yol alsak... Bugün istediklerimi yarın istemediğimi görsem... Görsem de ne değişecek! Yalan, ziyan, kıyan onlarca nedene bakınca... 

Ah be dostum! Ah be karşı duvar! Çok mu tekmeledim seni bu sabah... Çok mu konuşup ağrıttım başını bu akşam... Ne sabahım, ne akşamım değilsin ki... Zaten hiç olmadın! Olamazdın da... İstemedin "Olur" olmayı sen aslında... Bu hayatta varoldun; ama neden varolduğunu bir türlü anlayamadın.

Elimde koca bir şişe şarap... Dikiyorum kafama içindekini içime doğru... Hadi diyorum unuttur bana tüm bu yaşanan yalan hikayeyi... Unutsun beynim, algıyı kapatsın; çeksin fişini şu arabaların arasında... Biri çarpsın bana ve her yer tüm renklerden ayrışıp sadece siyaha boyansa... Ne dersin? Var mısın gitmeye? Uzaklara, çok uzaklara gidip, tüm pisliklerden silkelenmeye... 

Yoksun aslında... Yoksun işte! Hiç olmadın ki aslında... Varolmanın ne olduğunu bilmediğin bu dünyada sen hiç doğmadın ki aslında! 



BURCU ÖZDER

28 Şubat 2014 Cuma

Halkamın içinde misin?

Kimileriniz bilirdi; kimileriniz bilmezdi önceden beni. Ben bilinmek istediğim kadar gerçek, istediğim kadar gizliydim. Sevdiklerimle sevmediklerim hep içimde bir yerlerde gizliydi. Çözebilenler; çözemeyenlerden hep çok daha azdı benim için.

Keşfetmek; tanımlamak; anlamak; yorumlamak hep zordu bir diğerlerine göre... Çünkü gün geldiğinde vazgeçmeyi de bildim; mücadele etmeyi de. Akıl danıştığım hep dostlarım oldu; lakin biliyorlardı ki aslında ben gene bildiğimi okuyacağım. Elbette ki onların her bir düşüncesi her daim değerliydi. Ama benim için esas değerli olan sonuç; bunu ben istedim; ben seçtim; ve "keşkem" olmayacak diyebilmemdi. 

Çoğu zaman asi ruhum, hep özgürlüğüne koşmayı istedi. Uçmayı, bilinmeyene doğru adım atmayı, yaşamayı, gerçekten nefes almayı... Bir diğer ruhum ise kuralcıydı. Özgürlüğünü yine de çizdiği ince çizgide ki hep gizli kalmış o kurallarına göre yaşadı. Çift ruhlu olan ben ağlarken gülen, gülerken ağlar oldu. Ve kimse tam anlamıyla aslında beni tanımlayamadı. 

Gerçekte ne var biliyor musunuz? Sizin kendinizde gösterdiğiniz renginiz kadar rengim ben de. Siz kadar var; siz kadar yokum! Yok olmak gerçekten istersem bir daha beni bulamazsınız. Ve kimileri için de gerçekten yok oldum. Yeter ki ne istediğimi bileyim. Yeter ki ne istenildiğini bileyim. 

Şimdi bilinen ile bilinmeyen ben arasında sıkışıp kaldım. Bir tık ileri, bir tık geri adımlarla kendime bir daire çiziyorum. Dairenin içi mi daha sevimli yoksa dışı mı inanın bilmiyorum. Tek bildiğim iki beni de kabul edenlerin olduğu bir dünya istediğim. Tüm renklerimle, tüm samimiyetimle ve tüm hırçınlığımla varolmak... 

Zorla sev beni demek; sevme demek kadar saçma! O halde yerküreme gelen her dosta merhaba! Ve gidene elveda! Gerçekten istemiyorsan da oyun halkamdan çıkma! 


BURCU ÖZDER

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...