19 Şubat 2015 Perşembe

Kısaca biz kadınların hikayesi…

Bizler sizlerin gözünde çoğunlukla bizi META olarak gördüğünüz birer OBJEYİZ… Sizler anlık, 20 dakikalık zevkinizin uğruna bizlerin duygularını ya da hayallerini hiçe sayan büyük adamlar iken bizler ise GÖRÜNMEZ KADINLARIZ. Cinsellik her kadın için bir tercih iken seçimlerimizle sizlerin yargıladığı kadınlarız biz. Eğer 25 isen ve kimseyle daha sevişmemişsen bu bir suç… Hele 30’u geçmiş ve hala bakire isen bize yönlendirilen cümleleriniz; “bu yaşta inanılır gibi değil; imkansız. Bedenine bunca yıl haksızlık yapmışsın. Peki bunu ne zamana kadar sürdüreceksin?” olurken, sizler aslında onursuz, aç ve bencil kişiliklerinizi gözlerimize sokuyorsunuz. Eğer başka bir yandan cinselliği istediği gibi yaşayan bir kadın olursan da o zaman bu zaten orta malı dersiniz. Sana ne benim bedenimden! Size ne bizim bedenimizden! İstersek bir adamla birlikte oluruz; istemezsek olmayız. Siz istiyorsunuz diye “küçük sizi” mutlu mu etmeliyiz? Ewet: artık kabayız. Artık küfürbazız. Artık çirkefiz. Çünkü biz sizlerin aşağılık salyalarınızın oyuncağı değiliz. Ömürlerimiz sizi mutlu etmek için de yaratılmadı. Sevişen kadını canınız isterse sevgiliniz yaparsınız; canınız istemezse sizle yatmıyor diye ona ilişkiye “hazır hissetmiyor” palavralarını anlatırsınız. Bazen de canınız isterse tüm kadınlarla sevişirsiniz; ama sonra bakire kadını karım yapıcam diye ortalıkta gezinirsiniz. Hatta öyle arsızsınızdır ki çoğu zamanda bir kadına tecavüzü kendinize hakmış gibi görür; ve bütün iğrençliğinizi ortaya dökersiniz. Ortalıkta billboardlardaki kadın fotoğraflarını bile taciz eden çoluk çocuk varken ve anaları-babaları bunu görmezden gelirken “tecavüzcü olması” kaçınılmaz sondur. İşte aslında aynada yansımalarınıza bakmalısınız. Bazıları yorum yaparken yozlaşmış düşüncelerini hala göremiyorsa bu toplum bugünden emin olun daha kötüye gidecektir. Gerçek işte tam da budur!


Burcu Özder



10 Ocak 2015 Cumartesi

Ses Verme; Dinle

Su misali şu insan... Sürekli akan bir su gibi... Geçtiği yerden tekrar geçmeyen, sürekli başka diyarlara yol alan bir  su misali...

Ha varmışız ha yokmuşuz... Kimin hayatında sonsuza kadar yeralmışız... Gerçek miydik; yoksa hayal mi? Bir düşün içinde kaybolmuşuz. 

Hayatta kimse ama hiçkimse bir diğerini gerçekten anlamıyor. Diğerinin ne acısını ne mutluluğunu, ne derdini ne düşlerini, ne çığlıklarını ne kahkahasını tam anlamıyla kimse duymuyor. Yalandan çevremize doluşmuş toz gibi hepsi... Belki de pamukçuk gibi... Üflüyorsun gidiyor; etrafında gereksiz fazlalık, gereksiz kirlilik sanki. Bakmayın çok var sizde de bende de bunlardan. Sahte sahte ağızları; sahte sahte mırıltıları kulaklarımızda. Gölgeleri sizi rahatsız ediyor. Yok olsalar aslında ensenizden, bir gitseler, bir silinseler çizginizden, o zaman belki de rahatlayacaksınız. Ama buna bile izin yok. 

Belki bin kere dediğim şeyi bir kez daha tekrar ve tekrar söylüyorum işte sizlere... Bana sahte sahte gelmeyin; çocuk kandırır gibi yalandan etrafıma doluşmayın; böyle varolacaksanız olmayın, gidin; gidin! Benim dünyamın dışında kalın. Kendinizi avutmak için kullandığınız yalanları, sadece yine kendinize saklayın. Çünkü benim ne bunlara ihtiyacım var; ne de size... Benim sadece gerçek insanlığa ihtiyacım var; gerçek dostluğa... Ve hayat benim için bu kadar basit aslında!



BURCU ÖZDER

16 Ekim 2014 Perşembe

Ölümden Az Önce

Son kez çek içine nefesi ve bırak... Gözlerinin önünden, geçen yıllarının manzaraları aksın. Sadece aralanan perdenin ardında geçmişe ait görüntüler yer alsın. 

Son kez güneş doğsun senin için bugün... Son geceni az önce yaşamış ol. Yarının kavramını sil lügatından. Düşünme ve endişelenme gelecek için artık. Boşver!

Son kez en çok sevdiğin çayını ya da kahveni yudumla. En sevdiğin omletini yap; ve muazzam bir kahvaltı sofrasını yine her zaman ki gibi sadece kendin için hazırla.

Aslında birçoğumuz hemen her sabah kalktığımızda hüzne makyaj yapıyoruz; ve cafcaflı renklerimize sarınıp kalabalığa karışıyoruz. Ve bunu da yalnız kendimiz biliyoruz. Bunu bugün biri bizlere bir kez daha anlattı. Mehmet Pişkin... 

Bu yazıyı yazıyorum; çünkü ona ait 13:47 dakikalık videoyu başka hiçbir şeyle oyalanmadan pür dikkatle izledim; ve dinledim. Dedim ki; "adama bak ya! Büyük bir bölümümüzün aklından geçen onlarca cümleyi nasıl da sıralayıverdi". Evet; o bunu yaptı. Bir veda videosu hazırlayarak; tüm düşüncelerini ve duygularını abartıdan tamamen uzak biçimde, en yalın haliyle aktardı. İntiharı hiçkimseye süslemek niyetinde değilim tabi ki... Ama şu da göz ardı edilemeyecek bir şey, bu Mehmet Pişkin'in gerçeğiydi. Çok insan yeryüzünde hayatından vazgeçiyor. Dinsel inançlardan olsun; yaşam felsefelerimizden olsun; ya da olumsuz örnek niteliğinden olsun hep tukaka dediğimiz bir eylem; "İntihar". Oysa ölümden sonrasını kim biliyor gerçekten. Kim öldü de dirildi; ve bize ölümden sonrasını anlattı. Bir boşluk var bizi bekleyen. Ve biz o boşluğun tanımını bilmiyoruz. Yaşayanlar olarak da asla bilemeyeceğiz. 

Dedi ki; "Ben güzel bir hayat yaşadım; kötü olanları ayıkladığımda gerçekten eğlendim hayatta". Aslına bakarsanız tam da benim düşündüklerimi aktardı o an. Birkaç kötü anımızı temizlediğimizde her birimiz güzel hayatlar yaşamış oluyoruz. Mesela ben güzel bir çocukluk yaşadım; iyi bir eğitim hayatı ve başarı dolu anlar sığdırdım yaşamıma. Aşklarım oldu; hüzünlerim oldu; dostlarım oldu; yalanlarla dolu sahtekar insanlarım da oldu. Peki gelecek bana ne getirecek daha fazla diye sorsam; belki bir evlilik, bir eş, bir çocuk, belki iki çocuk, belki de üç... Şimdi ölsem; yani intihardan bahsetmiyorum bakın şu an, herhangi bir kaza ya da hastalık girse hayatıma ve o an her yer kararsa, hiç gözüm arkada olmaz. Çünkü içiniz rahattır; o an. Siz insani olarak yapmanız gereken varlığınıza ait bir evreyi istediğiniz gibi tamamlamışsınızdır. İşte bu yüzden ben çoğu zaman "Ölümden Korkmuyorum" derim. 

İşte bunu gördüm ben bu adamın gözlerinde... Söylediklerinde dinledim; birçok insanın yaşadığı dramı, hatta kendi hissettiklerimi bile. Ve ona seçtiği yol için saygı duydum. Yargılamadım. Keşke biriyle konuşsaydı belki her şey düzelirdi nasihatını çekmedim sosyal paylaşımlarda. Dedim ki; içinden gelen en doğru anda kendisi için bir doğru olanı tercih etti; ve o yola doğru çıktı. Hüzünlendirdi; son dakikalarında ise gözlerim doldu. Umarım artık ruhu huzura kavuşmuştur. Çünkü bu onun gerçeğiydi; ve bize düşen de sadece onu anlamaya çalışmak olmalı.

Yine de her şeye rağmen gülümseyebilen adam; HOŞÇAKAL!

BURCU ÖZDER

4 Eylül 2014 Perşembe

Özel Hediyelerimize Özel Yardımcı...

Hayatımızın hep en özel günleri vardır. Doğumgünü, yıldönümü, bir kutlama ya da sevdiğiniz birini mutlu etmek için yapmak istediğiniz küçük, tatlı süpriz anlar gibi... Hep bu anlar bana zor gelmiştir; çünkü her defasında ne alacağımı bilmez bir halde bulurum kendimi. Acaba şu daha mı hoş olur; yoksa bunu mu tercih edersem daha çok işine yarar ve sever diye diye zaman geçer; ve çok önceden planlaması yapılıp uygulanmış olması gereken düşünce bir bakmışsınız ki son güne gelmiş ve siz hala bir şey bulamamış durumda kalmışsınızdır.

İşte böyle anlarda aslında hep yardımımıza koşan birileri vardır. Bir dostunuzdan yardım alabileceğiniz gibi özel günlerde size yol gösterebilecek; ve güzel çözümler sunabilecek başka alternatif dostlar da çevrenizde yer alabilir. Size bu özel dostlardan birini tanıştırmak istiyorum; hediyesepeti.com

Hediye Sepeti ailesi, kimi mutlu etmek istiyorsak; ona özel gün ya da kutlamada büyük bir özen göstererek tüm alışveriş deneyimini özenle tasarladığı hediyelere yerleştirip, bize teslim ediyor. Kişiye özel hediyeleri, özgün tasarımları ile sadece bize özel olarak hazırlıyor; ve yönlendiriyor. Ne yalan söyleyeyim; bu özel yardımcı işimizi de oldukça kolaylaştırıyor. Çünkü hem zamandan hem de acaba ne alsam dediğimiz çözümsüz sorularımızdan bizi kurtarıyor. Bu sebeple de size özel günlerdeki yardımcınız olabilecek güzel web sitesini önermek istiyorum. 

Deneyimleyin; pişman olmayacaksınız! 



BURCU ÖZDER

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...