Ana içeriğe atla

Acının İki Yüzü

Acının iki yüzü vardır. Biri istemeden verilen, kabuk bağlanmış yaranın yeniden kanamasına yol açmak; bir diğeri de bile isteye karşındakini üzdüğünün bilince olup, onu üzmeye ve yaralamaya devam etmek… 

Geçmişin izleri herkese göre derindi; herkesin bir geçmişi herkesin yara aldığı bir sol yanı vardı. Beraberinde gelen onlarca zorlu gecenin, günün ardından yeniden sizi hayata bağlayan sebepler, insanlar, güzellikler varken onu bile isteye parçalamaya çalışmak zalimlik değil de neydi? 

 

Karşısındaki insanı cezalandırmak; onu parçalara ayırmak ve onun yaşanmışlıklarına duyarsız kalıp, söylediği her kelimeyi, cümleyi geri plana atmak bencillikten öte hiçbir şey değildi. Her yaratılan travma dönüşü olmayan yollara sapmaktaydı. Artık zaman ilaç değil; sadece imkansızlığı gösteren bir araçtı. Dönüşü olmayan yollar açılmıştı; geride bırakılan çakıl taşları yürürken canı acıtacak birer tuzaktı artık. 

 

Zaten hiç varolmadığını gördüğün duyguların peşinden saçma bir şekilde gitmeye çalışmak benliğe yapılmış en büyük ihanetti. O yüzden bazen istemeden de olsa vazgeçmeyi bilmeli insan. Çünkü eğer karşındaki insan seni yok sayıyorsa silip atmayı  öğrenmiş olmalı ve kabul edebilmelisin.



BURCU ÖZDER





Yorumlar