Ana içeriğe atla

Kayıtlar

doğumgünü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HOŞGELDİN 35'İM!...

En güzel baharım; yazım; kışım; sonbaharım... 35'im; hoşgeldin hayatıma!  Şu an tam da saatler 00:00'ı gösterdiğinde ben yepyeni bir döneme geçiş yapmaya başlamış oluyorum. Öncesi benim için bir hazırlanıştı... Bir doğuş, bir büyüme, bir kendini tanıma, bulma ve onu tekrar baştan yaratma... Şimdi yaşamın gerçek yüzüyle tanışmaya hazırım. Bütün deli çağlarımı az biraz geride bırakıyorum. Amaaaa... Çocukluğumu asla! Çünkü o çocuk ruhum beni hep ayakta dinç ve masum tutan yegane şey... O benim için en önemli değer! Sen hep benimle kal olur mu?  35 yaşım; seninle şimdi yeni bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyoruz. Tüm renkleri yanımıza alıyoruz; lakin bana en çok yakışan bundan sonra mor; biliyorum... O mor renk, bana tutkuyu, arzuyu ve tüm istediğim şeyleri verecek olan bir temsilci. Çünkü artık zamanın peşinden koşmayacağım; onun yanında yürüyerek hayatı yaşayacağım. Daha olgun ama daha cesur, kalbinin sesini duyan ama mantığıyla harmanlayan bir "BEN" , kendini ke...

Bana güzel bir şey oldu... Ama ne?

Mayıs ayının sonlarıydı. Doğumgünüme 5 gün kalmıştı. O sabah aslında yine her zaman ki sabahlardan biriydi benim için. Kahvaltıyı hazırlayıp, televizyonun karşısına geçtim. Bir iki kanal geziyordum ki annem aradı. Kanaltürk'ü aç; birazdan Örümcek Ağı ile ilgili bir konuşma yapılacak dedi. Aslına bakarsanız son dönemde internette özellikle facebook üzerinde bu üç kelimeyi çok sık görmeye başlamıştım; "Örümcek Ağı Estetiği" . Peki nedir bu "Örümcek Ağı" ? İşte bu noktadan yola çıkarak, açıp bir izleyeyim bakayım adamakıllı dedim. Ve Doktor Bülent Cihantimur'un konuk olduğu yayın bir süre sonra ekranda yayınlanmaya başladı. Genç bir bayandan bahsediyorlardı. 30 yaşın altındaki bu genç bayanın daha önceki yayından (15 gün öncesi) olan konuşmaları ve görüntüleri falan yayınlanıyordu. Az sonra kendisinin Bülent Bey'in uygulamaları ile nasıl bir değişime uğradığını göstereceklerdi. Veee... Kısa bir süre sonra işte o beklenen an geldi. İnanın, hayatımda do...

Bugün benim "DOĞUMGÜNÜM"...

Bugün benim doğumgünüm... Bir yaz mevsiminin ilk ayı, ayın ilk gününde, hatta o yılın tarihlerinde de haftanın ilk günü olan Pazartesi, saatler 15:30'u gösterdiğinde küçük bir kız gözlerini açtı şu an yaşadığımız bu dünyaya. Yani takvimler 1 Haziran'ı gösterirken... Toz pembe gördüğü ana rahminden silüetlerle tanıştı bir anda. Duyduğu sesleri tanımlamaya başladı. İsimler koydu onlara zaman içinde ve heceler yükledi her birinin sonuna. Ekler yaptı milyonlarca. Meğer dünyaya gelmek için ne çok sabırsızmışım... Anlatacak ne kadar çok şeyim varmış. Bitmiyor hiç üç noktaların sonu... Bir masal rüyasında gibi yaşıyorum şu hayatı. Ne gerçek ya da ne hayal benim için önemsiz. Çünkü benim küçücük dünyamda hala bir çocuk, ordan oraya koşturmakta. Ona dur demek istemiyorum; hatta demiyorum bile. Bunu yapsam biliyorum ki hayata küser. Neden küssün ki? Oysa her şey onun penceresinden o kadar harika ve de rengarenk ki...  İçimdeki çocuğu doğduğum andan itibaren büyüdüğüm her yeni yaşta hiç...