Ana içeriğe atla

Kayıtlar

hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gül ve Kurbağa

Herkese merhaba!    Uzun zamandır mini hikayeler yazmadığımı farkettim. Bugün ki yazıma da yine böylesine güzel bulduğum bir hikaye ile başlamak istiyorum.    Bir zamanlar, kırmızı bir gül varmış. Herkes bu gülün bahçedeki en güzel çiçek olduğundan bahsedermiş. Gül insanlar ona iltifat ettiğinde çok mutlu oluyormuş. Ancak, insanların ona daha yakından bakmasını istiyormuş. Herkesin neden ona uzaktan baktığını anlayamıyormuş.   Bir gün, gül yakınlarında oturan büyük, kara bir kurbağa olduğunu fark etmiş. Kurbağa hiç de yakışıklı değilmiş; soluk bir rengi ve çirkin benekleri varmış. Ayrıca gözleri öylesine büyükmüş ki herkesi korkutabilirmiş. Gül o zaman bu kurbağadan dolayı kimsenin ona yaklaşmadığını fark etmiş.   Hemen kurbağaya oradan uzaklaşmasını söylemiş. Kurbağa gülün ne kadar kötü görünmesine sebep olduğunu nasıl da anlamamıştı ki? Çok alçakgönüllü ve itaatkar olan kurbağa hemen durumu kabul edip, gülü daha fazla rahatsız etmek istemediği için oradan...

Kelebeğin Kanatlarındaki AŞK

Aşk, küçük bir kelebeğin kanatlarındaydı. Oraya tutunmuş; gökyüzünün ahenginde uçmaktaydı. Kozasından çıkmayı bekleyen bir tırtılın hikayesindeydi. Özgür olmak için; uçmak için; kavuşmak için bekliyordu. Bilmiyordu gerçekte hayatın onun için kısacık olduğunu...  Aşk; küçük bir kelebeğin kanatlarındaydı. Rengarenk pelerinini her çırptığında yarattığı rüzgarın o büyülü etkisinin de farkında değildi. Hayat; kelebek etkisindedir. Rüzgarı o kadar kuvvetlidir ki o küçücük beden kaderi sadece sizin yazdığınızı size öğretir. Aşk; küçük bir kelebeğin kanatlarındaydı. Çin'de bir kelebek, bir çiçeğin üstüne konarken kanat çırptı diye Karayip adalarında fırtına çıkarmış... Çırp o zaman sen de küçük kelebeğim kanatlarını... Bırak fırtınan essin gürlesin... Eğer söylediklerin düşüncelere dönüşecekse, düşüncelerin duygulara dönüşecekse, duyguların davranışa dönüşecekse, davranışların alışkanlıklara dönüşecekse, alışkanlıkların değerlerine dönüşecekse, değerlerin karakterine dönüşeceks...

Suretler

(NOT: Bu yazıyı aşağıdaki parçayı dinleyerek okumanızı rica ediyorum....) Her şey gibi... Her özel insan gibi... Zaman yine aynı sulardan akmakta... Başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz neydi bilmiyorum. Ya da görmek istediğiniz... Sonsuzluğa uzanan bir yol muydu aradığınız; yoksa gelip geçici havai fişeklerden biri miydi yansımalarını sevdiğiniz sahte ışıkların? Canınız hiç yandı mı? Canınızı yakanla hiç yüzleştiniz mi? Sevdiniz mi; çoook hem de çook fazla... Özlediniz mi peki? Özlemin en derin halini içinizde o bilmediğiniz derinliklerde kaybola kaybola çılgınca yaşadınız mı? Attığınız çığlıklar kayboldu mu damarlarınızdan akan kanın içinde... Siz hiç beyninizi uyuşturan bir sevdaya kapıldınız mı? Yakasına yapışıp, "Dur" gitme diyebildiniz mi sevdiğinize? Nedenleriniz mi vardı? Nedensizlikleriniz mi? Siz hangisiydiniz? Hangi bilinmezliktiniz? Hiç çözebildiniz mi kendinizi? Tınısına kapıldığım bir melodi var kulağımda şu an... Ve yüzlerce suret karşımda... Hepsi...

Bitmeyen Hikaye

Bir kalem alıp yazmak istedim seni satır satır... Her bir parçanı resmetmek istedim. En nihayetinde de sadece bana ait olmanı diledim. Hikayeler... Hep filmlerdeki en güzel, en dramatik, en mutlu sonla biten nice sevdalara karışmıştır. Karışmıştır da biz de hayatın içinde gerçekliğine inanmışızdır. Kimi zaman kendimizi bu minik yalana inandırmış; sonunda da onlarca gözyaşı dökmüşüzdür. Yaralanmaktan korkmak niyedir? Niyedir yaşanmış bunca acı?  Oysa kaçılsaydı sakin küçük bir kasabaya... Minik bir evin, minik bir mutfağında pişseydi ağır ağır aşkın o güzel yemeği... Sonra da doysaydı hem yüreğimiz, hem karnımız, hem de aklımız... Zaman her şeye ilaç olsaydı. Bizi yeniden baştan yaratsaydı. Geçen onlarca boşa zamanı geri verseydi tekrar bize. Olmaz mıydı? "Huzur" dedim sana... İlk ağzımdan çıkan bu oldu. Sonsuz huzurum olsaydın; yetmez miydi sanki bu bize? Not: Akılda sadece güzel günler kalır... Kötü olan her şey zamanla yok olur. En doğrusu da budur ...

Bu hikaye "Biz Olabilmek İçin" yazıldı...

Bana bir masal anlat... Hiç bitmeyecek saatlerin ve cümlelerin kurulduğu bir dünyada yer aç bana da. Hemen yanındaki koltuğun başucunda duruyor olmak istiyorum. Senin söyleyeceklerini bütün dikkatimle dinlemek istiyorum. Odak noktam sadece sen ol istiyorum. Ağzından çıkan her kelimeye aşık olmak istiyorum. "Rüyalar hani gerçek olurdu" diye bazen kendi kendime sızlanıyorum. Affet beni! Bazen bu hırçın yüreğime engel olamıyorum. Bağrımdan kopup gelen çığlıklar yüreğimde binbir parçaya bölünmüşken, onlara "Kesin sesinizi ve oturun şuraya" diyemiyorum. Onların beni esir alışlarına engel olamıyorum.  Hey sevgili!.. Kuracağın her bir cümlenin bazen esiri olmak istiyorum. İmla kurallarının dışında kalıp, sadece gelişi güzel dile getirdiğin anlamlara aşık olmak istiyorum. Bütün dillerden, bütün dinlerden, bütün siyasi düşüncelerden, bütün mistik güçlerden, bütün inanışlardan, bütün diğer her türlü irade gücünden sıyrılmış bir bedenin içinde seni bulmak istiyorum. Yanımda ...