Ana içeriğe atla

Benimle Şu An'da KAL!


Bana kopup giden zamanlarımı geri verin...Anlamsız insanlar için anlamsız kayıp saatlerimi nasıl geri alabileceğimi anlatın mesela. Var mı bir çözümü?

Bilirkişilerin dediği gibi “Biz planlar yaparken geleceğe dair; hayatta kendi planlarını devreye sokuyordu. Ve biz aslında o an kaçıp gidenleri göremiyorduk bile. Yani hayat; işte tam da yaşanan o andı.”

Eğer farkında olmadan şimdiki zamanda ertelediğiniz şey kendi mutluluğunuz ise kaybedeceğiniz en önemli şey koca bir ömürdür sizin için. Çünkü mutluluk gelecekte değil ki yaşadığınız, nefes aldığınız ve baktığınız pencereden gördüklerinizdir. O gördükleriniz size yeni yeni kapılar açar. Kapının arkasında sizi bekleyeni farketmek için aralıktan girmeye cesaretiniz yoksa bi avuç mutlulukta belki de o an sizden uçup gider.

Kısacası hayat; sizin farkındalığınızı yakaladığınız an başlar. Bu sebepledir ki kimse için üzülmeyin. 



"Ya Burcu! Şimdi sen de bunu demek ne kolay değil mi bir başkasına?" diye söylenebilirsiniz. Ne var ki dostlar ben de yaşayarak tecrübe ettim her birini. Kaybettiğim zamanlarımı evet belki geri alamam. Lakin birileri için kendi zamanımı bekleyişlerle harcamak yapabileceğim en büyük saçmalıktan ibaretti;  bunu farkettim. Belki biraz geç oldu ama sonunda öğrendim. En azından yolun yarısı daha var önümde. Ve bu ömür kendime kattığım mutluluklarla sadece dolu olmalı. Her şeye rağmen bu benim kendime olan bir borcum en başta. Geçmişi geri getiremem, geleceği tamamen de inşa edemem. Ama şu anı istedğim gibi yaşayabilirim. Çünkü ben "An" dayım.

O zaman hepbirlikte diyoruz ki; Mutluluk hemen şu kapının ardında... Hadi arala o kapıyı ve hiç düşünmeden git seni bekleyen her ne varsa ardında olana.

Mutlu haftasonları herkese!



BURCU ÖZDER

Yorumlar

Adsız dedi ki…
An mutluluğunu elinde tutabilmek bunu becerebilmek en azından deneyip yapmaya çalışmak,çaba sarf edebilmek ve yaşanılan hayat tecrübelerin sonucunda varılan son nokta herhalde.
Güzel yorumlamışsınız.
Bende küçük bir katkı yapayım ünlü bir söz ekleyeyim :)
Her şey zamanla telafi edilir de, geçip giden zaman hiçbir şeyle telafi edilemez!...
Mutluluk avuçlarınızın içinde olduğu günleriniz olsun....
Burcu ÖZDER dedi ki…
Güzel yorumlarınız ve dilekleriniz için çok teşekkür ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçimdeki Boşluk

Sevmek asırlardır işkencedir. Her hikayenin sonu çoğunlukla hazin sonla bitiverir. Acının tadı dudaklarındadır. Soluduğun havada, dokunduğun her yerdedir. İnsan yaşarken nasıl yaşlanır; nasıl ruhu acıyla dolar, nasıl yalnızlaşır bilirsin.    Boşluk sarar her bir yanı… Ruhun boşalır bir anda adeta. Hiçbir şey hissedemez olursun. Ne kızgınlık, ne kırgınlık, ne mutluluk, ne mutsuzluk, ne hüzün, ne heyecan… Güneş başka bir yerde doğar, yıldızlar başka bir toprakta parıldar.    Keşke dersin 80’lerde, 90’larda yaşayabilseydim. O zamanlarda çoğu şey daha masum, daha güzel, daha kıymetliydi. Şimdi en çok da o masumiyeti özlüyor insan. Bildiği, tanıdığı ve sıcacık olan dönemleri.    Bir araba, bir yağmur, bir doğa, bir huzur, bir mutluluk, bir sıcaklık, bir hüzün, bir umut, bir sevgi, bir aşk, bir yalnızlık, bir…    Zaman mı durdu; yoksa durduruldu mu? Nerede kadı onlarca güzel yaşanmışlık ve yaşanılacak olanlar. Yalnızlaşan ruhlarımızı nerelere bıraksak d...

Yakası Rujlu Bir Gömlek...

Bir sabah eşinizi işine uğurlamadıktan sonra evdeki tüm kirlilieri ayıklayıp, çamaşırları yıkama evresine geçtiğinizde çoğu bayanın sıkça karşılaştığı bir olay bu; yakası rujlu bir gömlek ... Bunun tercümesi ise üzgünümk ki eşiniz sizi aldatıyor. Ne yazık ki acı gerçekle artık başbaşasınız.  Bizler evlendiğimizde sanırız ki aşkımız yani o deli gibi bizi seven adam hep aynı kalacak. Evlendikten sonra da bu mutluluk hep sürecek ve ölünceye kadar bize bağlı kalacak. Ne hüzünlü ki bu sadece bir dilek olabiliyor. Güzel bir dilek... Çünkü evlenen erkeklerin büyük bir çoğunluğu eşlerini kısa bir süre sonra aldatıyor. Daha doğrusu bu kimilerine göre bir yaşam biçimi haline bile geliyor.  İşte o karşılaştığımız gömlek, sizin aldatma ritüeli ile ilk buluşmanız. Gözlerinize inanamadığınız ve o anın şokulyal ne yapacağınızı bilemediğiniz zor zamanlar artık sizi beklemekte. Hemen telefonla arayıp, ağzınıza gelen her şeyi ona hiç nefes almadan arka arkaya sıralamak mı tercihiz olur? Yoksa...

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...