Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bomboş dünyada bir tek sen!...

Hayatta hiçbir şeyinizin olmadığını düşünün. Eliniz bomboş ve etrafınızda tek bir parça eşya bile yok. Bırakın eşyayı bir kenara, bir anda çevrenizdeki tüm insanların yok olduğunu düşünün. Tek başınıza yol almak zorunuzda olduğunuzu farkedin. Siz artık bir hiç olmaktan başka ne işe yaramaktasınız? Anlamın yok, sözcüklerin yok, düşüncelerin yok. Bir saniye, bir saniye hayır, düşüncelerin var; ama değeri yok. Çünkü onları aktarabileceğin birileri yok yeryüzünde. Dünyada tek başına kaldığını hayal et! Ne yapardın? Kurgulaması bile facia olan bir gerçek aslında bu. Yaşarken nasıl yaşadığımızı ve nerelere gidip, kimlerle konuşacağımızın planlarını yaparız sürekli olarak. Koşturmacaların yumağında çoğu kez kendimizi kaybederiz. Hep bir program vardır; ve siz ona uymak zorundasınızdır aslında. Gerçekte böyle bir zorunluluğunuz olmamasıyla birlikte siz kendinizi bir takım yoğunluklara gebe hissedersiniz. Ya gideceksinizdir; ya da kalacaksınızdır. Ve her defasında siz gitmeyi tercih edersini...

Benim kahramanım...

Tüm insanoğlu önce doğumla gözlerini dünyaya açar. Sonra etrafında ilk gördükleri önce annesi ve babası, var ise kardeşleri. Daha sonra sosyal arkadaş çevreleri, öğretmenleri, patronu,vs.. gibi birçok başka yüzle tanışır insanlar. Her biri onların hayatına anlam katar; renk katar. Sizi aslında her biri daha ileriye taşımak isterler. Bu sırada seçtiğiniz biri olur. Sizin için o çok önemlidir. Çünkü o artık sizin kahramanınızdır ve onun yolunu takip eder olursunuz. "Benim kahramım.." diye başlayan sözcüklerden hep birinin yüklemi vardır. Bu anlamda kişilerin yaşamında yüklemsiz bir cümle olmadığını düşünüyorum. Onun bakışını benimseyebilirsiniz; onun duruşunu, onun düşünceme gücünü, onun konuşmasından etkilenmiş olabilirsiniz. Ve şunu düşünürsünüz; ben de onun gibi olacağım. Peki kimdir bu kahramanlarınız? "Benim kahramanım annemdir" , "Benim kahramanım Güler öğretmendir" , "Benim kahramanım Mehmet Ali bey'dir" gibi duyduğumuz birçok örnekler...

Aşk Cinayetleri...

Bu makalenin başlığı ve hemen yanında durmakta olan fotoğraf sizi ürküttü öyle değil mi, sevgili okurlarım?  Bir silahın namlusunu şu an burnunuzun tam ucunda gibi görüyorsunuz. Kanınızın çekildiğini ve ruhunuzun bedeninizden parça parça uzaklaştığını hissediyorsunuz. Yani bir cinayete kurban gitmek üzere olduğunuzun ne yazık ki son anda farkına vardınız. Ve yapacak hiçbir şeyiniz yok, ne yazık ki. Seri cinayetler gibi işlenen işte aşk cinayetleri... Aşık olmak ve sevmek birini, en güzel insanı duygulardan biridir. Birine ilk göz ağrınızmış gibi bakmak, ona dokunmak, onunla vakit geçirmek, ona sevdiğinizi söylemek ve daha birçok heyecan dolu anı beraber paylaşmak, daha doğrusu yaşamı paylaşmak onunla birlikte hepsi çok hoş. Ta ki bir ayrılık rüzgarı araya girmediği ya da tartışmaların tadı kaçmadığı sürece bu geçerli. Çünkü o zaman insanoğlu dengesini kaybedebiliyor ve bir anda hiç olmadık davranışlar içinde kendini bulabiliyor. Bu da yetmez gibi o kıyamadığı göz nurunu bir kalemd...