Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bir Gün...

Hatırlamak… Hatırlanmayı arzulamak… Peki beni hatırlar mısın? Benim seni hatırladığım gibi… Yarım kalmış sözlerim gibi… Boğazlarımda hala düğümlenen sana özlemlerim gibi… Sarılmak isteyip de sarılamadığım bir ruha aşık olur gibi… Sevmek midir bunun adı? Yoksa hala alışkanlık mıdır? Ya da gerçekten ondan sonra yaşadığın ilişkilerde bulamadığın aşk mıdır?  Belki yıllar önce duygularım ya da düşüncelerim çocukcaydı… Önemsenmeyecek kadar saçmaydı. Ne var ki bu takıntı falan değil. Gerçekten yaşadıklarına baktığında seveceğin tek adamın gene sadece o olduğunu keşfetmektir; belki de AŞK! Ve dönüp dönüp tekrar ona aşık olmaktır. Onu gerçekten özlemek; ve özledikçe ona doğru koşup, sarılmaktır belki de AŞK!  Adını soramıyorum artık yüreğime. Adsız hayalim demek daha kolay geliyor. Çünkü ismini her dudaklarıma taşıdığımda saçma bir oyun oynamak geliyor içimden. (Gülüyorum) Ne var ki oyun oynama yaşımız geçti… Şu an fonda çalan müziğe gidiyor kulağım… "Senin Kalbin Boş ...

Açlık ve Çaresizlik...

Bir adam gördüm… Ve yarı aç ruhuyla ortalıkta serselice dolaşıyordu. Nereye savrulduğunu hiç bilmeden, o bilinmezlikte oradan oraya yuvarlanmaktaydı. Kime ve nasıl ait olduğunu bilmediği bu sürecin içinde sıkıntılıydı. Daha doğrusu sıkışıp kalmıştı. Bir isteği vardı; ama ne istediğini o da bilmiyordu…  Yuvarlanan her şey gibi onun da bir yaşamı vardı; aynı yuvarlağın içinde dönüp durduğu o absürd saçmalıklar silsilesinde. Bağırmak istiyordu sanki, ama erkekliğine yediremiyordu. Söyleyeceği onlarca cümlenin altında ezilip kalmıştı. Duygularının selinde öksüzdü; ve bu kimsesizliği onun esaretinin bedeliydi. Gitmek mi yoksa kalmak mı istiyordu? Bilmiyorum…  Başını okşayıp, omzumu uzatsam acaba o şevkat duygusuna kapılabilir miydi? Cevapsız sorulardan biri daha işte. En iyisi mi sen onu bırak kendi haline. Ne istiyorsa onu yapsın. Kanatlanıp nereye uçmak istiyorsa uçsun… Özgür olduğunu bilsin yeter. Özgürsün dostum, uç uçabildiğin kadar...

GEBZE'DE KÖPEK KATLİAMI İMZA KAMPANYASI

Büyük bir hayvansever olarak yüreğim yandı... Gebze'de gerçekleşen bu acı olayla ilgili başlatılan imza kampanyasına lütfen siz de destek olun! Bizimle beraber aynı havayı soluma özgürlüğüne sahip olan küçük, can dostlarımızın haklarını birlikte savunalım. Bir imza atın; onlara destek olun! GEBZE TAVŞANLI KÖYÜNDE, GÖNÜLLÜLER TARAFINDAN BAKIMI YAPILAN KÖPEKLERİN BULUNDUĞU ALANA SALDIRI YAPILDI, KULÜBELERİNDEKİ KÖPEKLER, VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ. YARALI HAYVANLAR VAR, AYNI B ÖLGEDE BAYRAM ÖNCESİ DE SALDIRI YAPILMIŞ VE HAYVANLAR ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ. O ZAMANDAN BERİ SORUMLULARIN BULUNMASI TALEP ETMEKTE, BÖLGE HALKININ VE HAYVANLARIN CAN GÜVE NLİĞİNİN SAĞLANMASININ TALEBİNDE BULUNMUŞTUK. ANCAK BU YAŞADIĞIMIZ OLAY GÖSTERİYOR Kİ, İSTEYEN HERKES BİR TÜFEK ALIP, İSTEDİĞİ CANLIYI ÖLDÜREBİLİR... HİÇ KİMSENİN CAN GÜVENLİĞİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. BİLİNÇLİ VE DUYARLI İNSANLAR OLARAK TEPKİNİZİ GÖSTERİN... KOCAELİ VALİĞİ: 0(262) 321 33 90 0(262) 332 19 33 0(262) 332 19 34 0(262) 332 19 35 0(262...

Sanatçılar Kostümleriyle ŞİDDETE karşı EL ELE...

18 ünlü sanatçının kendileri için büyük anısı olan kostümlerini önemli bir toplumsal sorun olan aile içi şiddete dikkat çekmek amacıyla "Kostümlerle El Ele" projesi adı altında satışa sunmaktadır. Kostümlerin satışından elde edilecek gelir, Hürriyet Aile İçi Şiddete Son Kampanyası kapsamında 7 gün 24 saat hizmet veren Acil Yardım Hattı’na aktarılmak üzere Aralık Derneği’ne bağışlanacak. Kim hangi özel kıyafetini bağışladı? Türkan Şoray , “Küskün Çiçek” ( 1979) filminde giydiği yeşil, ipek takım elbisesini Huysuz Virjin , “Huysuz’la Görücü Usulu” programı için kendi diktiği kostümünü Ebru Gündeş , Tv programı ve yeni albümünün ilk konserinde giydiği 5 kostümünü Emel Sayın , “Devlerin Büyük Buluşması” projesinde giydiği mercan rengi tuvaletini Sibel Can , Altın Kelebek 2011 Ödül Töreni ve 41. yaş gününde giydiği kostümünü Hülya Avşar , konserlerinde giydiği 2 elbiseni Nurgül Yeşilçay , 2008 Altın Portakal ödül töreninde giydiği kıyafetini Meyra , son albü...

Doğru Koku, Doğru His, Doğru Adres

Sen hiç akan bir yolda yanından geçtiğin onlarca evin penceresine, kaldırımdaki insanlara, hızla seni geçen arabalara dikkatlice baktın mı? Peki her birinin içinde farklı hayatlar olduğunu bilerek, oların yaşamlarını ve anılarını merak ettin mi? Ben ettim; her defasında hem de... Yaşlanan bedenlerimiz çok sayıda yükü taşıyor; ve her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Belki bazıları biraz daha az, belki de bazıları biraz daha fazla.  Duraklarda bekleyen insanların halleri aslında yaşamdaki hallerimizin yansımaları. Hepimiz kendi istasyonlarımızda belki saatlerce, belki günlerce, belki aylar, belki de yıllarca bekliyoruz. Ve her defasında bir sonraki gelecek olan boş otobüsü doldurmak umuduyla... Sorgulamak zihnindeki yüzlerce düşünceyi belki aralıklarla. Kimilerinde "Exit" yazan yardım paneli olsa da bir çoğu kendi beyazperdende boşlukta kalıyor; ve sen o labirentte peyniri bulmaya çalışan fare gibi koşup duruyorsun. Bir an için dur ve düşün; sakinliğini koru....

Gene Bir Can Sıkıntısı...

" Bitik hayatlar vardır. İçlerinde ise eksisi ile artısıyla hep bir şekilde rotasını bulmaya çalışan yolcular vardır. O yolcular her fırtınaya göğüs germekten yorgun düşse de adım atmaya devam eder. Pes etmek bilmez. İnancı ve umudu bir şekilde her daim onun yanındadır. Kimi zaman yağan kara karşı alır siperini, kimi zaman da onu koruyacağını düşündüğü şemsiyesini yağan şiddetli yağmura doğrultarak yürür. Kızgın güneşin bedenini kavurmasını önlemek için saklanır gölgeliklerin altında… Ama bitmek bilmez onun o arzusu, isteği, düşleri, düşündeki hikayeleri ve de kahraman karakterleri…  Yazarak yaşatır her cümlesini… Her cümlesinde geçen o birkaç kişiyi… Bulunduğu her ortamın içindeki insanları inceler. Onların hikayeleri kendi hikayesiyle birbirine karışır. Onların gözyaşlarında kendi gözyaşlarını görür çoğu kez. Sebepsiz bulunduğu ortamların içindeki bir sebebi olarak ağlayan başka gözleri seyreder yazmak isteyen gizli kahraman. Gizli kahramanın gizli aşkı onun bakışların...

Dejavu Olmak ya da Paralel Evren'de Kendini Bulmak...

-Bazen olmasını beklemek gibi bir şey yaşamak… -Peki başka bir zaman diliminde, ama aynı yerde olsaydınız ne yapardınız? -Seçimlerimiz gene aynı olurdu belki… Belki de değil. -Bunun cevabını merak ediyor musunuz? -Ben ediyorum!  Hayatlar… Arka arkaya sıralanmış yüzlerce, binlerce, milyonlarca ve milyarlarca birarada duran insanlar ordusu… Her birinin ayrı bir hayatı, ayrı seçimleri var. Kararlarımız devamlı olarak bizi bir yerden başka bir yere sürüklüyor. Bir gün durup da şunu düşündünüz mü, " Ben ya diğer yolu seçseydim ne olurdu diye" ?  Paralel bir evrenin varlığını düşündüğümüz anlarda hep bu soru gelir aklıma. Ben bugün, bu dünyada, "BEN" olarak bu hayatı yaşıyorum. Seçimlerim doğrultusunda bu noktadayım. Yaptıklarım iyi ya da kötü… Doğru ya da yanlış… Hiçbirini bilemem. Ama ya yol ayrımlarında ben hep diğer yönleri seçseydim ne olurdu acaba? Şu an nasıl biri olurdum. Bulunduğum noktanın en farklı iki ucundan birinde mi duruyor olurdum; yoksa gene ay...