Ana içeriğe atla

Bana Renklerin Fırsatını Sun!


Yazın capcanlı renkleri etrafımızı sarmış durumda. Kırmızı, mor, turkuaz, yeşil, sarı, eflatun, turuncu… Daha sayamadığım binlerce rengin cümbüşü dört bir yanımızda. Bunlar pantolonlarda bluzlarda, özellikle etek, şort ve elbiselerde çok daha şık, eğlenceli ve pozitif bir enerji duygusuyla ruhumuzu donatıyor. Siz de öyle düşünmüyor musunuz?

Tabi tüm bu renklerin uyumlu kombinlerine her yerden ulaşmak mümkün. Ancak onlara ulaşırken bir yandan da indirimli ve de kaliteli bir kolaylık sağlansa hiç de fena olmaz. Alışveriş sitelerinden biri olan VİP DÜKKAN yine bu konuda çağrımıza kulak veriyor; ve  "işte şu an karşınızda, emrinize amadeyim" diyor. 

Kadın-Erkek Giyim, Aksesuar, Kozmetik ve Ev Konforuna Uyumu ile birlikte birçok ürünü seçme olanağını bizlere sunmuş durumda. Tommy'den Polo'ya, Chanel'e kadar onlarca güzel ürün seçenekleri şu an sadece tek bir tıkla parmaklarımızın ucunda. Nasıl mı? Vip Dükkan İndirim Kodu işimizi kolaylaştıran en büyük yardımcımız çünkü. Hem birçok seçeneği bu güzel yaz mevsiminde doya doya kullanmak istiyorum; hem de elimi cebime fazla fazla atmak istemiyorum. Pazara gitsem, pasajlarda alsam soluğu ya da mağazaları kapı kapı dolaşsam herbirinin içinde oluşan rekabet beni yoruyor. Hem elimde paketlerle dolaşmak, hem de kilometrelerce belki de yolları aşındırmak, durup "ya ben ne yapıyorum? Bırak alışveriş keyfini bir kenara, kendime işkence etmekten başka bir şey değil bu!" diye sürekli dırdır beynimi yememe sebep oluyor. Neyse ki tüm bunlar işte bu küçük yardımcım ile çözümlenebiliyor. Diyorum ya Vip Dükkan İndirim Kodu, her zamankinden daha keyifli bir şekilde bana sunduğu bu güzellikle, şimdiden gökkuşağının binlerce rengi etrafımı sarmış durumda. Hadi bakalım darısı sizlerin başına! İyi alışverişler…



BURCU ÖZDER

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadınların Hamam Keyfi

Bir bayan olarak gündelik hayatın koşturmacasında bazen kendimize vakit ayırmayı unutabiliyoruz. Ev işleri, dışarda tamamlanması gereken işler, pazar alışverişi, vs.. vs.. Bu liste uzar da gider böyle. Fakat ayın bir günü, günün birkaç saatini kendinize, ama sadece kendinize ayırdığınız bir vaktiniz olsun. Ve bunu  bir şekilde değerlendirin. Nasıl mı? Mesela, kadınların hamam keyfi gibi... Acaba bu vakte saate kadar hiç hamama gitmemiş bir bayan var mıdır diye merak ediyorum. Mutlaka var tabi ki de cevabını da kulaklarımda ayrıca duyuyorum; çünkü şu an çınlamalar hakim. Ben de ta ki geçen yıla kadar hiç böyle bir ortamın içine girmemiştim. Oysa ki hamam kültürü dediğimiz alan, aslında pek bir keyifli. Sanki güne gider gibi kadınlar toplaşıyorlar sabahın erken saatinden itibaren evlerine yakın bir hamamda. Eskiden yanlarında börekler, çörekler, kekler gidermiş hamama. Hatta kayınvalideler gelinlerini hamamlardan seçip beğenirlermiş. Lakin artık bu anlayış neredeyse yok olmak üzere...

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...

Geçmişten günümüze çıkma telifi!

En masumu, en hislisi, en güzeli sanırım bu olsa gerek; çıkma teklifi. Ne heyecan yaratır insanın tüm bedeninde. Elleriniz terler, kalbiniz güm güm atmaktadır. Hoşlandığınız kızın bir türlü gözlerinin içine tam anlamıyla bakamazsınız; sanki bakma hakkınız yokmuş gibi hisseder aklınız. Ayaklarınız ona bir adım ileri giderken, bir adım geriler. Sonra bir bakmışsınız ki hiç farketmeden aslında onun karşısına geçivermişsiniz. İşte o an... Duygularınızın dile gelmesi gereken an... Artık ikiniz karşı karşıyasınız. İşte geçmişten günümüze çıkma teklifi! Çok eskilere gidelim şimdi. Osmanlı döneminde çıkma teklifi yapılmazdı herhalde diye düşünürsünüz. Hayır, bilakiz o dönemlerde de varmış bu teklifler. Bakınız nasıldı isterseniz bir hatırlayalım. Osmanlı zamanlarında eğer bir adam bir kadından hoşlanıyorsa, onun karşısına geçer ve dermiş ki; " Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsılmış bulunmaktayım. Niyetim acizane-i taciz etmek de...