Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bitmeyen Hikaye

Bir kalem alıp yazmak istedim seni satır satır... Her bir parçanı resmetmek istedim. En nihayetinde de sadece bana ait olmanı diledim. Hikayeler... Hep filmlerdeki en güzel, en dramatik, en mutlu sonla biten nice sevdalara karışmıştır. Karışmıştır da biz de hayatın içinde gerçekliğine inanmışızdır. Kimi zaman kendimizi bu minik yalana inandırmış; sonunda da onlarca gözyaşı dökmüşüzdür. Yaralanmaktan korkmak niyedir? Niyedir yaşanmış bunca acı?  Oysa kaçılsaydı sakin küçük bir kasabaya... Minik bir evin, minik bir mutfağında pişseydi ağır ağır aşkın o güzel yemeği... Sonra da doysaydı hem yüreğimiz, hem karnımız, hem de aklımız... Zaman her şeye ilaç olsaydı. Bizi yeniden baştan yaratsaydı. Geçen onlarca boşa zamanı geri verseydi tekrar bize. Olmaz mıydı? "Huzur" dedim sana... İlk ağzımdan çıkan bu oldu. Sonsuz huzurum olsaydın; yetmez miydi sanki bu bize? Not: Akılda sadece güzel günler kalır... Kötü olan her şey zamanla yok olur. En doğrusu da budur ...

Durup düşünürsün sessizce

Durup düşünürsün sessizce... Loş ışığın altında gözlerini kapatarak, hayal ederek. Avuçlarında bir hayali elin sıcaklığını hissederek... Ve sana sıkı sıkı sarılan kolların, başını dayadığın o omzun varlığını bilerek. Durup düşünürsün sessizce... Gecelerin o sonsuz uzantısında havanın ayazını hissederek. İliklerine kadar seni titreten kalbin varlığını özleyerek... Ve sana geldiği o ilk günkü gibi masum, sıcacık, aşkla bakıp gülümseyen gözlerini bilerek. Durup düşünürsün sessizce... Nedenleri ve sonuçları irdeleyerek. Aklından geçen çılgınlıkları tek tek listeleyerek... Kim bilir; kim bilir daha kaç zaman geçeceğini bilerek, suskun olan bu kalbi yeniden dirilterek. Durup düşünürsün sessizce... Bu hikaye yaşansaydı nasıl olurdu diye hayal ederek. Güneşe, hep güneşe doğru koşmanın coşkusunu içimizde hissederek... Bir varmış; bir yokmuş sevdalara bir yenisini daha ekleyerek. Durup düşünürsün sessizce... Gel desem gelse isteyerek. Gel dese gitsem firar ederek... Yorgun b...

Zalimlerin Dünyasına Hoşgeldiniz

Allah iyi insanları hayatınızdan eksik etmesin. Ve kalbine kötülük tohumları ekmiş olanları da sizden olabildiğince uzak kılsın. Hayat çünkü bu... Kötülüğün nereden geleceğini çoğu kez anlamanız mümkün değildir.  Bir bakmışsınız size en uzak kişiden, bir bakmışsınız ki canınız ciğeriniz olan insandan size yönelmiş tüm şeytani oklar. Hep bir kıskançlık, hep bir hazımsızlık sarmış benliğini. En masum olandan bile kıskanır olmuş belki de sizi... Çünkü sizin yüreğinizde sadece sevgi varsa, hele bir de merhamet ve vicdan ile harmanlanmışsa o zaman alacağınız zararlar oldukça fazladır. Affetmek en kıymetli duygu iken bunun değerini bilmeyen insanlar, her defasında hadlerini hep aşarlar. Siz tırmaladıkça sağı solu, önünüzdeki taşlar gittikçe ağırlaşır. Kaldıramazsınız onları... Yolunuzu tıkar; sizi isyana zorlar. Ya vazgeçeceksiniz sevdiklerinizden ya da silahlarınızı kuşanıp aynı zalimlikte saldıracaksınız kötü olanı alt etmek için... Tabi gerçekten istediğiniz bu ise... Hay...

Düşler Vardır

Düşler vardır... Hem de en güzellerinden... Gözlerinizi kapattığınızda yüzünüzde tatlı tebessümler yaratan.  Düşler vardır... İmkansızı size yakınmış gibi hissettiren... Ruhunuzu sakinleştiren, onu zamanla ehlileştiren. Düşler vardır... Nefes almanızı sağlayan... Soluduğunuz havayı size bir başkaymış gibi anımsatan. Düşler vardır... Yarının ne olacağını söylemeyen... Ama isterseniz; hem de çok isterseniz size onu verebilecek olan. Düşler vardır... Gözlerinizin içinde parıldamalar yaratan... Işıltınızı ve enerjinizi dört bir yana salmanızı sağlayan. Düşler vardır... En uzağınızdakini bile sizin düşünüze katan... Sonra da onun düşüne sizi bir şekilde hapseden. Düşler vardır... Bir tek orada sizi özgürleştiren... İçinizden ve aklınızdan geleni dilediğiniz gibi size yaşatan.  Düşler vardır... Acıyı azımsatan... Hüznü, kederi gerinizde bırakmanıza yardım eden.  Düşler vardır... Sustuğunuzda bile konuşan... -ki o düşler siz yaşadıkça hep varolac...

Adı "Aşk" kaldı

Aşk sessizlikte güzeldir... Yarım kalanda değerlidir. Kavuşulsaydı Aşk, "Aşk" olur muydu; bilemem! Sanırım olmazdı. O yüzden de adı "Aşk" kaldı... Bu şehri terkederken İstanbul'a gökyüzünden mi bakıp veda ediyordu; yoksa köprüden geçerken boğazın derin sularına mı atıyordu tüm yaşananları? Bir değildi de ondaki hatıralar. Onlarcaydı; ya da yüzlerce... Bir gönüle sığmamıştı. O gönülden başka gönüle akıp durmuştu. Bu sebepledir ki gerisinde ne bıraktı bilinmez. Fakat geride kalan o bir gönül sessiz kalan bu şehrin içinde sessizliği bozdu.  Bir insan aşık olduğunda böyle saçmalar sanırım. Saçmalamanın dibine vurmuşluğun ötesindeydi bu hikaye. Adam kadını kendine hapsetmek için bir ayını verdi; kadın adamı yüreğine hapsetmek için ise aylarını... Kadın arada kalan biriydi. Çünkü hem öncesi vardı; hem sonrası... Ne ilk; ne de sondu... Öncesini de bildi; sonrasını da öğrendi. Ama o kadar sarhoş olmuştu ki ona zamanında derin derin bakan o puslu gözlerin der...

Bir Erkek Bir İtiraf, Bir Kadın Bir Yorum (Bölüm 3)

Bir Erkek Bir İtiraf Saat 06:45... Her zamanki gibi yavaş kalkmaya çalışıyorum. Ellerinle dokunmak istiyorsun kalktığımı hissettiğin an. "Burdayım" diyorum. Anlamsız sesler çıkarıp, diğer tarafa dönüyorsun. Gülüyorum... Banyoya gidiyorum. Yüzümü yıkayıp, kafamı kaldırınca aynada kendimi görüyorum. Suratım düşüyor; artık farkediyorum. Sanki içimden biri "Şu haline bak cibiliyetini s...m defol" diyor. Odaya dönüyorum sana bakmamaya çalışıyorum; dolabın kapağı ile markeliyorum seni. Mis gibi yıkayıp ütülediğin gömleklerimi seçip giyiniyorum. Ayakkabılarımı elime alıp asansörde giyiniyorum. Kaçar gibi... Ben bunu çok yapıyorum. Sana yetişmeye çalışırken en çok da... Alışkanlık oldu sanırım.  09:02... Günaydın mesajları düşmeye başladı. Selim montaj, avukat Halil... (Selin-Hilal) Ofiste oturup, kahvemi yudumlarken kısa cevaplar veriyorum; "Günaydın... Sana da..." Bu kadar duygusuz yazılan bir mesajda nasıl sahiplik hissedebilirki bir kadın? Yemek s...

Bir Erkek Bir İtiraf, Bir Kadın Bir Yorum (Bölüm 2)

Bir Erkek Bir İtiraf Kırk gün.Tam kırk gün önce çıktım o kapıdan. Hayatımda ilk defa gerçekten en mutlu olduğum gün ve kadınla girdiğim o kapıdan. Bunu yeni anlamış olmanın acısı inanın tarif edilemez. Nasıl yaptım sana onca şeyi aklım almıyor. Nasıl bir hastalığa bulaştım; nasıl bir psikolojideydim anlayamadım şu ana kadar; ve ben ilk defa bir şeyi kaybettim kadın... Seni, kendimi, senli hayallerimi... Şu an o kadar saçma bir durumdayız ki... Ben bunca aptallığımı farkettiğim halde devam ediyorum. Ve hiçbir şey yokmuş gibi hala telefonda konuşuyoruz; sarılıyoruz. Hissediyorsun aslında biliyorum. Kapıdan çıkmama izin vermen belki de "Kurtul-Sil-At-Gel"di belkide... Yapamıyorum sanırım hala. Çok hırçınlaştım... Sadece her gecenin sonunda ağlıyorum. Evet; ağlıyorum kadın. Ağlayabiliyormuşum.  Kuruntularım başladı. Ya sen de gidersen? Git (-me) kadın... Sen gidersen ben gelemem. Sen gitmezsen belki de kendime gelemem... Bir Kadın Bir Yorum Gençliğin verdiğ...