Ana içeriğe atla

Kapat Gözlerini Adamım

Bir gün biri gelip de hayatınızın ona ait olduğu hissini size verirse bir an durun; ve bekleyin. Eğer rüzgarına hızla kapılırsanız savrulabilirsiniz bir sağa bir sola... Eğer savrulmayı göze almışsanız; her türlü sonucu da en baştan kabul etmiş olursunuz. Bu bir seçim... Ve hangisini seçtiğiniz sadece size kalmış...

Dünyanın en güzel masallarını okumak gibidir bazen AŞK... Kahramanlarının birbirlerini tesadüfen buldukları ve kaderin onlar için bir süprizinin olduğu gelecek yüzlerce günün habercisidir aslında. Siz bir adım atarsınız; ve o adımların devamını atabilmek için beklemeye başlarsınız. Çünkü attığınız her adım karşılık buluyorsa adımlarınız çoğalır. Çıktığınız yolculuk sizi nereye ulaştıracak bilemezsiniz. Açık adres... Rüzgarında yol almaktır duygularının. 

Dünyanın dışına atılmış bir adım gibiydin; işte bu yüzden sen de. Yürürken yağmurunda ıslandığım; sırılsıklam olduğum... Saçlarımdan süzülen damlaların yanaklarımdan akıp, dudaklarımı sıyırıp bana dokunmasıydı her bir yağmur damlası... Ve sen; tüm bunlar yaşanırken yanıbaşımdaydın. Senle olmanın en güzel yanı yağmurda ıslanmaktı; hep de hayal ettiğim gibi... Ve yağmurda ıslanmanın en güzel yanı tuttuğum elin sıcaklığını duymaktı. 


Uyurken hiçbirini izlediniz mi? O yalın ve masum halini... Ve ona sımsıkı sarıldığınızda yüreğine dokunabileceğinizi keşfedebildiniz mi? AŞK; hep bir keşiftir aslında. Hiç bilmediğiniz bir kalbin ve beynin sınırlarında gezmektir. Asla tam olarak bilemezsiniz karşınızdakinin ne düşündüğünü ve ne hissettiğini... Lakin dokunduğunuzda kalp atıyorsa hızla, ümit var demektir. Şans verilirse yağan yağmurdan güneşin bile doğacağını ve içinizi ısıtıp, sizi tüm sıcaklığıyla kasıp kavuracağını hissedebilirsiniz. Nice karanlık geceler aydınlanır; bazen tatlı bir küçük öpücükle, bazen de sadece kendinizi ona bırakıp yasladığınızda sırtınızı. İşte bu yüzden bırak kendini tamamen yüreğimin gücüne... Düşmene izin vermem; düşmeme izin vermezsen sen de. Bilmediğimiz; daha çok çözmek isteyeceğimiz şeyler olacak birbirimizde. Bırak tadını çıkarta çıkarta şans tanıyalım buna. Uzun uzun beklenen geceler son bulsun...

Şimdi kapat gözlerini adamım... Ve sadece tekrar hayal et. Yanına uzandığımı ve sonsuza dek orada olacağımı hisset! 



BURCU ÖZDER



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...

Kadınların Hamam Keyfi

Bir bayan olarak gündelik hayatın koşturmacasında bazen kendimize vakit ayırmayı unutabiliyoruz. Ev işleri, dışarda tamamlanması gereken işler, pazar alışverişi, vs.. vs.. Bu liste uzar da gider böyle. Fakat ayın bir günü, günün birkaç saatini kendinize, ama sadece kendinize ayırdığınız bir vaktiniz olsun. Ve bunu  bir şekilde değerlendirin. Nasıl mı? Mesela, kadınların hamam keyfi gibi... Acaba bu vakte saate kadar hiç hamama gitmemiş bir bayan var mıdır diye merak ediyorum. Mutlaka var tabi ki de cevabını da kulaklarımda ayrıca duyuyorum; çünkü şu an çınlamalar hakim. Ben de ta ki geçen yıla kadar hiç böyle bir ortamın içine girmemiştim. Oysa ki hamam kültürü dediğimiz alan, aslında pek bir keyifli. Sanki güne gider gibi kadınlar toplaşıyorlar sabahın erken saatinden itibaren evlerine yakın bir hamamda. Eskiden yanlarında börekler, çörekler, kekler gidermiş hamama. Hatta kayınvalideler gelinlerini hamamlardan seçip beğenirlermiş. Lakin artık bu anlayış neredeyse yok olmak üzere...

Geçmişten günümüze çıkma telifi!

En masumu, en hislisi, en güzeli sanırım bu olsa gerek; çıkma teklifi. Ne heyecan yaratır insanın tüm bedeninde. Elleriniz terler, kalbiniz güm güm atmaktadır. Hoşlandığınız kızın bir türlü gözlerinin içine tam anlamıyla bakamazsınız; sanki bakma hakkınız yokmuş gibi hisseder aklınız. Ayaklarınız ona bir adım ileri giderken, bir adım geriler. Sonra bir bakmışsınız ki hiç farketmeden aslında onun karşısına geçivermişsiniz. İşte o an... Duygularınızın dile gelmesi gereken an... Artık ikiniz karşı karşıyasınız. İşte geçmişten günümüze çıkma teklifi! Çok eskilere gidelim şimdi. Osmanlı döneminde çıkma teklifi yapılmazdı herhalde diye düşünürsünüz. Hayır, bilakiz o dönemlerde de varmış bu teklifler. Bakınız nasıldı isterseniz bir hatırlayalım. Osmanlı zamanlarında eğer bir adam bir kadından hoşlanıyorsa, onun karşısına geçer ve dermiş ki; " Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsılmış bulunmaktayım. Niyetim acizane-i taciz etmek de...