Ana içeriğe atla

KİMSİN SEN?

*** "Bir insan yaratmanın maliyeti çok yüksektir. Sperm, yumurta, kafi miktarda şehvet ve sabır... Acı, emek, gözyaşı ve umut... Kimsin sen? Kurban ya da katil... Zalim ya da mağdur... Av ya da avcı..." 

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır? Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekayla dizayn edilmiştir. Benim güzelliğim lanetlendi; zekam yağmalandı; iyiliğim kurban edildi ve kasabam kurnazlıkla yönetilmeye çalışıldı bu gezegende... Ve şimdi istediğim ne varsa her şeyi geri almak ve içinde doğduğum kutsal hayatı kutlamak için ben yeniden doğmayı seçiyorum. Ve bu doğuşum, taş taş üstünde bırakmamak üzerine kurulu. 

İnsan insana acımasız oldu. İnsan insanı katletmekte buldu gücü... Hayallerini, umutlarını, duygularını, zamanını çalarak yaptı hepsini de. İnsan insana katliam nasıl yaratılır onu öğretti. 

Sen, sadece iyi bir oyuncuydun adamım. Lakin bilmediğin bir şey vardı; bu filmin yönetmeni bendim; ve sen benim istediğim kadar bu filmde role sahiptin. Rolünün tanımlamaları belliydi. Ve bu yüzden de ancak yeteneğin kadar oynayabildin. Rol yaptığın ortaya çıktığında ise tüm gerçekler ortaya serildi. Bu büyülü yolda her gün yeni bir keşifle gerçekliğe büründü bedenin. Varılan farkındalık ise ne kadar hasta bir ruha sahip olduğunu bana gösterdi. Aklının ve ruhunun bir sis bulutunun içinde nasıl kaybolduğunu gördüm. Hastalıklı düşüncelerin tüm bedenini sarmıştı. Bu yüzden narsist benliğin, önüne çıkan tüm insanları acımasızca harcamaya itti seni. 


Şimdi ise elindeki son oyuncakla doya doya vakit geçir; buna izin veriyorum. Nasılsa hayatın boyunca hiç aşık olmadın. Aşk nedir bilmiyorsun; ve ona da aşık değilsin. Artık seni çok iyi tanıyorum. Senin tüm formülünü çözdüm. Sayende!

Ve itiraf ediyorum. Sana tuzaklar kurdum. Yaşadığım sistemi fark ederek, dengeyi kurabilmek için... Sessizliğin içinde duyduğun açlıkla bu yolda nasıl yürünebileceğini ve sana nasıl ulaşıp, seni uyandırabileceğimi buldum. Yüzleşmen kolay olmayacak. Canını acıtacak; içini minik minik oyacak, aklının sınırlarıyla oynayacak ve işin sonunda gerçek savaşın nasıl yapılacağını öğrenmiş olacaksın. Hatta ve hatta aşkın ne deli bir cesaret işi olduğunu görmüş olacaksın.

Düşüncelerimle tanışmana çok az kaldı. Sana kendi yarattığın geleceğin insanıyla tanışma fırsatı sunuyorum. Gel benimle... Yolumuz uzun değil; çünkü sonu sana gidiyor; bana gidiyor; bize gidiyor. Mağdem beni ben olarak yarattın; şimdi seni sen olarak sil baştan yaratmaya geliyorum. 

Ben kim miyim? Belki katilim; belki zalimim; belki de avcıyım. Peki ya sen kimsin? 


BURCU ÖZDER



*** Fi dizisinden bir replik!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçimdeki Boşluk

Sevmek asırlardır işkencedir. Her hikayenin sonu çoğunlukla hazin sonla bitiverir. Acının tadı dudaklarındadır. Soluduğun havada, dokunduğun her yerdedir. İnsan yaşarken nasıl yaşlanır; nasıl ruhu acıyla dolar, nasıl yalnızlaşır bilirsin.    Boşluk sarar her bir yanı… Ruhun boşalır bir anda adeta. Hiçbir şey hissedemez olursun. Ne kızgınlık, ne kırgınlık, ne mutluluk, ne mutsuzluk, ne hüzün, ne heyecan… Güneş başka bir yerde doğar, yıldızlar başka bir toprakta parıldar.    Keşke dersin 80’lerde, 90’larda yaşayabilseydim. O zamanlarda çoğu şey daha masum, daha güzel, daha kıymetliydi. Şimdi en çok da o masumiyeti özlüyor insan. Bildiği, tanıdığı ve sıcacık olan dönemleri.    Bir araba, bir yağmur, bir doğa, bir huzur, bir mutluluk, bir sıcaklık, bir hüzün, bir umut, bir sevgi, bir aşk, bir yalnızlık, bir…    Zaman mı durdu; yoksa durduruldu mu? Nerede kadı onlarca güzel yaşanmışlık ve yaşanılacak olanlar. Yalnızlaşan ruhlarımızı nerelere bıraksak d...

Yakası Rujlu Bir Gömlek...

Bir sabah eşinizi işine uğurlamadıktan sonra evdeki tüm kirlilieri ayıklayıp, çamaşırları yıkama evresine geçtiğinizde çoğu bayanın sıkça karşılaştığı bir olay bu; yakası rujlu bir gömlek ... Bunun tercümesi ise üzgünümk ki eşiniz sizi aldatıyor. Ne yazık ki acı gerçekle artık başbaşasınız.  Bizler evlendiğimizde sanırız ki aşkımız yani o deli gibi bizi seven adam hep aynı kalacak. Evlendikten sonra da bu mutluluk hep sürecek ve ölünceye kadar bize bağlı kalacak. Ne hüzünlü ki bu sadece bir dilek olabiliyor. Güzel bir dilek... Çünkü evlenen erkeklerin büyük bir çoğunluğu eşlerini kısa bir süre sonra aldatıyor. Daha doğrusu bu kimilerine göre bir yaşam biçimi haline bile geliyor.  İşte o karşılaştığımız gömlek, sizin aldatma ritüeli ile ilk buluşmanız. Gözlerinize inanamadığınız ve o anın şokulyal ne yapacağınızı bilemediğiniz zor zamanlar artık sizi beklemekte. Hemen telefonla arayıp, ağzınıza gelen her şeyi ona hiç nefes almadan arka arkaya sıralamak mı tercihiz olur? Yoksa...

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...