Ana içeriğe atla

Gizli Kahramanım

Eğer bir gün dünyayı değiştirmek isterseniz; elinizdeki gücü gerçekten önce keşfedin. Çünkü insanoğlu varolan enerjisinin hiçbir zaman farkına varamadı. Oysa ki bunu görebilseydi hayatta ki her şey inanın çok daha farklı olabilirdi. Sadece ama sadece tek gereken şey herkesin kendi içindeki karanlığında yer alan o iyi ışığını görebilmesiydi. 


Doğduğum günden sonra benliğimi bulduğum ana kadar geçen zaman benim için kayıptı. Kendimi keşfetmeye, neden ve niye varolduğumu sorgulamaya başladığım zaman acının zaten içindeydim. Çekilen üzüntülerin bir sebebi olmalıydı oysa ki. Sorgulamaya başladığımda yaptığım en iyi şeyi farkettim. İnsanları kendi iç dünyalarına dönüp de bir bakmalarını bir şekilde sağlıyordum. Kimisi bunu farkediyordu; kimisi ise farketmeden yaşıyordu. Ne var ki benliğinin altında yatan onlarca kötümser anı onları geleceğe sorunlu birer birey olarak taşıyordu. Her birinin bunu anlaması biraz zaman alıyordu belki ama sonuçları vakti geldiğinde beni mutlu ediyordu. 

İyi insan var mı diye soruyoruz birbirimize değil mi zaman zaman? Belki bir çoğunuz yok diyorsunuz. Oysa ki onlar hakkında yanılıyorsun. Bencili, gaddarı, vurdumduymazı, nefret dolu hisleri, acımasız gerçekleri, evet belki onlardan çok var. Lakin onlar söylediğiniz tüm bu her şeyden ibaret değil sadece. Çünkü onlarda çok daha fazlası var. Mesele iyiyi hak etmedikleri değil. Mesele inandığınız şey. Ve ben de sevgiye inanıyorum. Sevginin her şeyi çözebileceğine inanıyorum. Hatta kötüyü bile yok edebileceğine inanıyorum. Bazı insanları acımasız duyguları ile kabul edip, tüm o noksanlıklarıyla kucaklayıp, saf sevgiye ve aşka yöneltebileceğimize inanıyorum. 


Eskiden dünyayı kurtarmak, savaşı bitirmek, insanoğluna barışı getirmek çok daha hayal gibi gelirdi her birimize. Ama şimdi ışıklarının içinde yaşayan karanlığı görmeyi tercih edebilirseniz ve her birinin içinde her zaman her ikisinin de olacağını kabul edebilirseniz işte o zaman inanın başarmak istediğiniz tüm o güzellikler çok daha çabuk size ulaşır. Çünkü her birinin kendi adına yapması gereken bir seçim var. Siz sadece o seçenekleri onlara sunun. Unutmayın ki hiçbir kahramanın yenemeyeceği bir şeydir bu. 

Sanırım şimdi artık biliyorsunuz. Dünyayı gerçekten kurtarabilecek tek şey var; o da sevgi... O yüzden dünyayı değiştirmek için savaşın ve bunun için her şeyinizi vermeyi göze alın. Ve zamanı geldiğinde kazananın sizin olgunluğunuzun, sizin anlayaşınızın, sabrınızın ve sevginizin olduğunu görün! 


Şimdi ve Sonsuza dek! 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçimdeki Boşluk

Sevmek asırlardır işkencedir. Her hikayenin sonu çoğunlukla hazin sonla bitiverir. Acının tadı dudaklarındadır. Soluduğun havada, dokunduğun her yerdedir. İnsan yaşarken nasıl yaşlanır; nasıl ruhu acıyla dolar, nasıl yalnızlaşır bilirsin.    Boşluk sarar her bir yanı… Ruhun boşalır bir anda adeta. Hiçbir şey hissedemez olursun. Ne kızgınlık, ne kırgınlık, ne mutluluk, ne mutsuzluk, ne hüzün, ne heyecan… Güneş başka bir yerde doğar, yıldızlar başka bir toprakta parıldar.    Keşke dersin 80’lerde, 90’larda yaşayabilseydim. O zamanlarda çoğu şey daha masum, daha güzel, daha kıymetliydi. Şimdi en çok da o masumiyeti özlüyor insan. Bildiği, tanıdığı ve sıcacık olan dönemleri.    Bir araba, bir yağmur, bir doğa, bir huzur, bir mutluluk, bir sıcaklık, bir hüzün, bir umut, bir sevgi, bir aşk, bir yalnızlık, bir…    Zaman mı durdu; yoksa durduruldu mu? Nerede kadı onlarca güzel yaşanmışlık ve yaşanılacak olanlar. Yalnızlaşan ruhlarımızı nerelere bıraksak d...

Yakası Rujlu Bir Gömlek...

Bir sabah eşinizi işine uğurlamadıktan sonra evdeki tüm kirlilieri ayıklayıp, çamaşırları yıkama evresine geçtiğinizde çoğu bayanın sıkça karşılaştığı bir olay bu; yakası rujlu bir gömlek ... Bunun tercümesi ise üzgünümk ki eşiniz sizi aldatıyor. Ne yazık ki acı gerçekle artık başbaşasınız.  Bizler evlendiğimizde sanırız ki aşkımız yani o deli gibi bizi seven adam hep aynı kalacak. Evlendikten sonra da bu mutluluk hep sürecek ve ölünceye kadar bize bağlı kalacak. Ne hüzünlü ki bu sadece bir dilek olabiliyor. Güzel bir dilek... Çünkü evlenen erkeklerin büyük bir çoğunluğu eşlerini kısa bir süre sonra aldatıyor. Daha doğrusu bu kimilerine göre bir yaşam biçimi haline bile geliyor.  İşte o karşılaştığımız gömlek, sizin aldatma ritüeli ile ilk buluşmanız. Gözlerinize inanamadığınız ve o anın şokulyal ne yapacağınızı bilemediğiniz zor zamanlar artık sizi beklemekte. Hemen telefonla arayıp, ağzınıza gelen her şeyi ona hiç nefes almadan arka arkaya sıralamak mı tercihiz olur? Yoksa...

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...