Ana içeriğe atla

Sonun başlangıcıydı

Sonun başlangıcıydı... 

Zaman dediğimiz bir döngünün içinde ilerliyoruz. Neyin başlangıç, neyin son olduğunu kimi zaman bilemediğimiz olaylar örgüsünde adım adım yol alıyoruz. Bitmek bilmeyen isteklerimiz ve arzularımızın sürekli kapımızı çaldığı bu döngüde aldığımız kararlar bizi bir yerden başka bir yere taşıyor. Belki de aslında olmamız gereken yere geç varıyoruz; ya da daha erken... Tek bildiğim olması gerekenin bir şekilde gerçekleştiği zaman içinde.

Hayatınızla ilgili kararlar alırken hep yol ayrımlarına giriyorsunuz değil mi? Ve verdiğiniz kararlar, sizi farklı başka yollara yönlendirmiş görünüyor. Oysa ki her yol ayrımı bir zaman sonra tekrar bir yol ayrımında kesişiyor. Yani siz diğerini de seçmiş olsaydınız; bir zaman sonra yine karşınıza gelecek olan ayrımlardan ilerlediğinizde eninde sonunda diğer seçilmiş olan yol ayrımının geleceği noktaya ulaşmış olacaktınız. 


Böylesine karmaşık olan bir yaşam döngüsünde ne için mücadele ettiğimizi ya da ne için kendimizi boşuna hırpaladığımızı ya da kısıtladığımızı bilemiyorum. Tek bildiğim olacak olanın er ya da geç bir şekilde gerçekleşeceğidir. 

Önemli olan neyi ne zaman, nasıl veya neden yaptığınız değil buradaki mevzu? Sizin ne istediğiniz? Kendiniz için neyi ortaya koyduğunuz? Ve kendinize ne kattığınız? 

İşte size neden-sonuç ilişkisinden bir yumak... Yorumlaması size kalmış! 



BURCU ÖZDER

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçimdeki Boşluk

Sevmek asırlardır işkencedir. Her hikayenin sonu çoğunlukla hazin sonla bitiverir. Acının tadı dudaklarındadır. Soluduğun havada, dokunduğun her yerdedir. İnsan yaşarken nasıl yaşlanır; nasıl ruhu acıyla dolar, nasıl yalnızlaşır bilirsin.    Boşluk sarar her bir yanı… Ruhun boşalır bir anda adeta. Hiçbir şey hissedemez olursun. Ne kızgınlık, ne kırgınlık, ne mutluluk, ne mutsuzluk, ne hüzün, ne heyecan… Güneş başka bir yerde doğar, yıldızlar başka bir toprakta parıldar.    Keşke dersin 80’lerde, 90’larda yaşayabilseydim. O zamanlarda çoğu şey daha masum, daha güzel, daha kıymetliydi. Şimdi en çok da o masumiyeti özlüyor insan. Bildiği, tanıdığı ve sıcacık olan dönemleri.    Bir araba, bir yağmur, bir doğa, bir huzur, bir mutluluk, bir sıcaklık, bir hüzün, bir umut, bir sevgi, bir aşk, bir yalnızlık, bir…    Zaman mı durdu; yoksa durduruldu mu? Nerede kadı onlarca güzel yaşanmışlık ve yaşanılacak olanlar. Yalnızlaşan ruhlarımızı nerelere bıraksak d...

Yakası Rujlu Bir Gömlek...

Bir sabah eşinizi işine uğurlamadıktan sonra evdeki tüm kirlilieri ayıklayıp, çamaşırları yıkama evresine geçtiğinizde çoğu bayanın sıkça karşılaştığı bir olay bu; yakası rujlu bir gömlek ... Bunun tercümesi ise üzgünümk ki eşiniz sizi aldatıyor. Ne yazık ki acı gerçekle artık başbaşasınız.  Bizler evlendiğimizde sanırız ki aşkımız yani o deli gibi bizi seven adam hep aynı kalacak. Evlendikten sonra da bu mutluluk hep sürecek ve ölünceye kadar bize bağlı kalacak. Ne hüzünlü ki bu sadece bir dilek olabiliyor. Güzel bir dilek... Çünkü evlenen erkeklerin büyük bir çoğunluğu eşlerini kısa bir süre sonra aldatıyor. Daha doğrusu bu kimilerine göre bir yaşam biçimi haline bile geliyor.  İşte o karşılaştığımız gömlek, sizin aldatma ritüeli ile ilk buluşmanız. Gözlerinize inanamadığınız ve o anın şokulyal ne yapacağınızı bilemediğiniz zor zamanlar artık sizi beklemekte. Hemen telefonla arayıp, ağzınıza gelen her şeyi ona hiç nefes almadan arka arkaya sıralamak mı tercihiz olur? Yoksa...

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...