Ana içeriğe atla

İnternet Aşkları!

Sanal ortamda aşk da bir başka oluyor bu zamanda. Tabi bu cümleyi cidden büyük bir içtenlikle söylemek isterdim; ancak ne var ki yapamam. Çünkü ben internet ortamındaki aşklara çok inanmıyorum. Neden mi? İşte sebepleri.

Bir gün karşınızdaki bilgisayarı açtığınızda hiç bilmediğiniz ve tanımadığınız birinden bir mesaj geliyor size. Kısaaca "Merhaba" diyor. Siz karşılık verirseniz, devamı da geliyor. Önce "seni tanımak istiyorum", "İşte senden çok etkilendim", "Ben sana aşık oldum" cümlelerini duymaya başlıyorsunuz. Karşınızdakinin bir resmini görüyorsunuz; ama ne kadar doğru bir resim olduğu tartışılır muhakkak. Sonra başlıyor muhabbetler koyulaşmaya ve karşı taraf diyor ki sonunda "Evlen benimle". Eğer saf bir aşıksanız ve bu konuda tecrübesizseniz hemen kanabilirsiniz bu tarz durumlara. Tabi emin olun ki kandırılmaya da çok müsait durumdasınız demektir. Çünkü bunun çokca örnekleri etrafımızda bulunmaktadır.

Eğer siz biriyle tanışmayı göze aldıysanız bu yol ile mutlaka buluşmaya gideceğiniz zaman yakın bir arkadaşınızda sizin yanınızda olsun. Sakın o buluşmaya tek gitmeyin. Ve sakın size söylenen her vaade inanmayın. Ne de olsa yüz yüze görüşmediğiniz bir ortamda birbirinizi buldunuz. Belki karşınıza resimdekinden çok başka biri çıkacak. Ya da bambaşka bir karakter. O yüzden tedbiri elden bırakmamak gerek. Bana göre internet aşkları yalanın dolanın hakim olduğu bir alan. Ama gene de çok acımasızca da davranmak istemem. Ancak ne var ki bende fazla realist birisiyim. O yüzden benden size tavsiye gerçekten bu konuda önünüzü görerek ve her tehlikeye karşı savunmanızı yapabilecek ölçüde hareket edin. Sonuçta internet aşkları, sanal ortamın masalsı rüyaları. 


BURCU ÖZDER  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırık kalbin hikayesi...

Günün birinde kalbin biri yaralı olarak bir savaştan kurtulmuş. Yarini tam bulduğunu sanırken, avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmüş. O gün bugündür işte o yaralı kalp, göğsüne saplanan oku, hiç çıkartmayacağına karar vermiş. Ve hikayesi o saatten sonra başlamış... Bu bir kırık kalbin hikayesi... Gözünden hiç yaş damlası eksik olmamış kalbin. Sarılı yarasıyla eksik kaldığını hep bedeninde hissediyormuş. Çünkü kalp tamamlayacağı yolda artık yalnızmış. Ne yapsa da ne etse de hiçbir şeyi geri döndüremezmiş. Aksak ayağıyla yürüdüğü yollarda hep anıları onu takip eder olmuş. Elinde veremediği bir çiçek, yatağının yanında aşkının fotoğrafı ona miras kalmış. Yaralarını sarmak isteyen dostlarını hep tersler olmuş. Sırf bu yüzden de aksi nalet biri olarak anılmaya başlanmış. Onun bu hali dilden dile dolaşır olmuş; ama ona ne ki, bizim yaralı kalbin hiçbir şey umrunda değilmiş. Bir tek o ok, onun tek tesellisiymiş. Çünkü her şey onunla başlamış ve onunla son olmuş.  Kalp, günlerden ...

Kadınların Hamam Keyfi

Bir bayan olarak gündelik hayatın koşturmacasında bazen kendimize vakit ayırmayı unutabiliyoruz. Ev işleri, dışarda tamamlanması gereken işler, pazar alışverişi, vs.. vs.. Bu liste uzar da gider böyle. Fakat ayın bir günü, günün birkaç saatini kendinize, ama sadece kendinize ayırdığınız bir vaktiniz olsun. Ve bunu  bir şekilde değerlendirin. Nasıl mı? Mesela, kadınların hamam keyfi gibi... Acaba bu vakte saate kadar hiç hamama gitmemiş bir bayan var mıdır diye merak ediyorum. Mutlaka var tabi ki de cevabını da kulaklarımda ayrıca duyuyorum; çünkü şu an çınlamalar hakim. Ben de ta ki geçen yıla kadar hiç böyle bir ortamın içine girmemiştim. Oysa ki hamam kültürü dediğimiz alan, aslında pek bir keyifli. Sanki güne gider gibi kadınlar toplaşıyorlar sabahın erken saatinden itibaren evlerine yakın bir hamamda. Eskiden yanlarında börekler, çörekler, kekler gidermiş hamama. Hatta kayınvalideler gelinlerini hamamlardan seçip beğenirlermiş. Lakin artık bu anlayış neredeyse yok olmak üzere...

Geçmişten günümüze çıkma telifi!

En masumu, en hislisi, en güzeli sanırım bu olsa gerek; çıkma teklifi. Ne heyecan yaratır insanın tüm bedeninde. Elleriniz terler, kalbiniz güm güm atmaktadır. Hoşlandığınız kızın bir türlü gözlerinin içine tam anlamıyla bakamazsınız; sanki bakma hakkınız yokmuş gibi hisseder aklınız. Ayaklarınız ona bir adım ileri giderken, bir adım geriler. Sonra bir bakmışsınız ki hiç farketmeden aslında onun karşısına geçivermişsiniz. İşte o an... Duygularınızın dile gelmesi gereken an... Artık ikiniz karşı karşıyasınız. İşte geçmişten günümüze çıkma teklifi! Çok eskilere gidelim şimdi. Osmanlı döneminde çıkma teklifi yapılmazdı herhalde diye düşünürsünüz. Hayır, bilakiz o dönemlerde de varmış bu teklifler. Bakınız nasıldı isterseniz bir hatırlayalım. Osmanlı zamanlarında eğer bir adam bir kadından hoşlanıyorsa, onun karşısına geçer ve dermiş ki; " Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsılmış bulunmaktayım. Niyetim acizane-i taciz etmek de...